Ana Sayfa Gazete Manşeti, Köşe Yazısı, Manşet, Son Dakika Haberler 3 Ekim 2018 2127 Görüntüleme

ALEVİ’YİM, ALİ’NİN EVİNDEYİM…

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’daki bir ortaokulda Muharrem ayında Alevilerin oruç tuttuğundan bahseden öğretmen, “Alevilerin yaptığı yemek yenmez.” dedi… Okulda ücretli öğretmenlik yapan şahsın görevine son verildi. Aslında üzerinde konuşmaya bile değmeyecek bu alçak söz karşısında yeni gönül kırgınlıkları oluştu, sosyal medya başta olmak üzere hemen her yerde bu sözlere gösterilen tepki, adeta sel oldu aktı.

 

Toplumun geldiği bu nokta; bölünmez bütünlüğümüzün, kardeşliğimizin ve bin yıllık kadim töremizin sağlamlığının da test edildiği yer oldu bir kez daha. Yüzyıllardır “İncinsen de incitme” diyen bir kültürün mirasını yaşatan Alevileri rencide eden, onların muazzam ve mukaddes hayatlarını yok sayan ve onlar hakkında her türlü ahlaksız propagandayı savuna gelen çok meczup oldu bugüne kadar. Ve fakat Aleviler, yüzyıllardır olduğu gibi 21’inci yüzyıl dünyasında da eşitliğin, özgürlüğün ve barışın öncüsü oldular.

 

Tüm bu rasyonel gerçekliğe rağmen her zaman olduğu gibi bugün de provokatörler yine iş başında. Ama ne yaparlarsa yapsınlar geçmişte hiçbir oyunun tutmadığı gibi, bugün de tutmayacak o hain oyunlar, yarın da… Çünkü mayasında sadece, başta insan olmak üzere yaratılmış her canlıya olan sonsuz sevgi ve muhabbet yer alan Alevi-Bektaşi töresi, her türlü tezgâhı boşa çıkaracak güçtedir.

 

Rahmetli babamın 35 yıllık esnaflığındaki çoğunluk dostlarının Alevi olması, dükkânında sattığı ürünleri Alevi toptancılardan alması ve her zaman Bektaşi dostlarımızın sadakati, dürüstlükleri ve saygılarını örnek göstermesi kulağıma küpedir.

 

Dolayısıyla, Aleviler candır, ciğerdir, kardeştir. Ve pek tabidir ki, ben de Aleviyim, Ali’nin evindeyim. “Alevilerin yaptığı yemek yenmez.” diyen sapık ve onun gibi düşünenlere bile yüreklerindeki sonsuz sevgiyle gönüllerini açan o güzel insanları kırmak ve gücendirmek hiçbir kitaba sığmaz.

 

Alevilerin yaptığı yemeği elbette herkes yiyemez; çünkü temiz bir ağız ve helâl lokmaya alışmış bir mide gereklidir. Onlar gibi kimse türkü söyleyemez; çünkü asırlar boyu çok acılar çekmişlerdir, sazın her bir telinde o acılar dile gelir. Alevi olmak erdemdir, ahlaktır, düzgün insan olmaktır.

 

Dünyaya gelirken “Alevi olmak ister misin?” diye sormasalar da bana, adım Kerbela’da kellesini bırakan Hüseyin’in adı. Yani demem o ki, kellesi alınan Hüseyin, derisi yüzülen Nesimi, Selim’in kılıcından geçen canlar ve Maraş’ta, Sivas’ta katledilen güzel insanlar, bu coğrafyanın onurudur.

 

Tarih boyunca haksızlığa uğradıkları halde yurtseverliklerinden bir milim taviz vermeyen güzel ülkemin yiğit evlatlarına bin selam olsun.

 

Dünya sizinle bir başka güzel…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.