Ana Sayfa Köşe Yazısı 22 Ocak 2018 121 Görüntüleme

Anadan, Yardan, Candan Geçip Şahadeti Seçen Kahraman Mehmetçik’lere; Gönülden, Dilden Dökülen Dilek Ve Dualar

Selam Sana Eşi ve Benzeri Bulunmayan; Dünyanın En kahraman, En Merhametli, En Maharetli Türk Ordusu!
Tarih boyunca yaptığın gibi yine mensubu olduğun milletinin göğsünü kabarttın. Dostuna güven düşmanına yine korku saldın. Senin maharetlerine, kahramanlığına bir kez daha şahit olanlar yine küçük dillerini yutuyor, parmaklarını ısırıyor ve gıpta ile seyrediyorlar. İşte komutan, işte ordu dediğin böyle olur. Türk kudret ve yeteneğinin çelikleşmiş, tunçtan bir abidesi olarak; varlığın tarihin her döneminde kalplerimizde en müstesna köşküne bir kez daha kuruldu.
Milletimizi, devletimizi, bayrağımızı, vatanımızı, dinimizi, birlik ve beraberliğimizi koruyup kollama ve yüceltme görevine her zaman olduğu gibi bugün de hazır olduğunu ispatladın.
Çakma müttefik Amerika ile Avrupa, Suriye, Almanya, Fransa, İngiltere gibi dost görünüp arkamızdan oyun çevirmeye kalkışanlar, kıskançlıkla kahramanlığını konuşuyor.
Milletimizin ve vatanımızın en buhranlı dönemlerin de bile, zulümden, felaketlerden, tecavüzlerden, katliamlardan ve insanlık dışı her türlü muamelelerden aydınlığa çıkardığın gibi senden yardım isteyen her mazluma da uzak yakın düşünmeden hemen el verdin, yardıma koştun.
Malazgirt’te, Niğbolu’da, Vietnam’da, Yemen’de, Kore’de, Plevne’de, Sarıkamış’ta, Kutül Amara’da, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Çanakkale’de, El Bab’ta, Afrin’de ve isimleri bu sayfalara sığmayacak nice yerlerde ve savaşlarda senin kahramanlık destanların anlatılır, bestelenir ve okunur.
Örnek mi istiyorsun işte sana iki örnek. Hem de senin düşmanın olan komutanların kendi ağızlarından.
1915 Çanakkale Savaşında bulunan Fransız General Guro, Türk askerinin kahramanlığını anlatıyor…
“Bir sabah günün ilk ışıkları ile birlikte Türklerle süngü savaşına başlamıştık. Savaşta Türkler çok ama çok mahirdi. Kendileri ile başa çıkmak imkânsızdı. Süngü muharebemiz, fasılalı şekilde akşam geç vakte kadar devam etti. Ortalık kararınca Türklerle anlaşma yaptık. Muharebe sahasında gezecek ve yaralılarımızı toplayacaktık. Bizim askerler, sedyelerle muharebe sahasına çıktıkları zaman ben de aralarına katılmıştım. Bir ara kucağındaki askerin yarasına gömleğinden yırttığı bez parçalarını bastıran bir Türk askerine rastladım… Uzun müddet seyrettiğim bu tablodaki Türk askeri, kendi yaralarına yerden avuçla aldığı toprakları basıyordu… Tercüman yardımı ile ona bazı sorular sordum:
– Niçin az önce öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun?
Türk askeri, takati tükenmiş bir hâlde cevap verdi:
– Bu asker, yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın fotoğrafı çıkardı. Bir şeyler söyledi, anlamadım; ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedim ki o kurtulsun, anasının yanına dönsün.” İşte sen böyle bir kahramansın.
İşte, yine sayısız kahramanlık ve insanlık hikayelerinden birisini de sonradan Avustralya Genel Valisi olan Üsteğmen Cosey’in ağzından aktaralım.
“…23 Nisan 1915 günü Conk Bayır’ında Türkler ve Birleşik Kuvvetler arasında korkunç siper savaşları oluyor. Siperler arasında 8-10 m mesafe var. Süngü hücumundan sonra savaşa ara verildi. Askerler siperlerine çekildi. Yaralılar ve ölüler toplanıyor. İki siper arasında açıkta ağır yaralı ve bir bacağı kopmak üzere olan İngiliz Yüzbaşı avazı çıktığı kadar bağırıyor, ağlıyor, kurtarın diye yalvarıyordu. Ancak hiçbir siperden kimse çıkıp yardım edemiyor. Çünkü en küçük bir kıpırdanışta yüzlerce kurşun yağıyordu. Bu sırada akıl almaz bir olay oldu. …Arslan yapılı bir Türk askeri silâhsız siperden çıktı. Hepimiz donup kaldık. Kimse nefes alamıyor, ona bakıyorduk. Asker yavaş adımlarla yürüyor siperdekiler kendisine nişan almış bekliyordu. Asker yaralı İngiliz subayını yerden kucakladı, kolunu omzuna attı ve bizim siperlere doğru yürümeye başladı. Yaralıyı usulca yere bırakıp geldiği gibi kendi siperlerine döndü. Teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti ve insan sevgisi konuşuldu. Dünyanın en yürekli ve kahraman askeri Mehmetçiğe derin sevgi ve saygılar.”
Üsteğmen Cosey”
İşte sen, ezelden ebede akan, satırlara sığmayacak kadar büyük ve şanlı bir mazinin tek sahibisin.
Milletimiz muasır medeniyet seviyesinin en üst basamağına yükselmek için çok çalışırken, sen sahip olduğun üstün cesaret, savaş kudretinle daima en büyük koruyucusu olmaya devam edensin.
Karada, Denizde ve Havada en üst rütbeli komutanından, erine kadar; içinde bulunduğunuz şartların zorluğundan yılmadan mücadele azminizle, eşi ve benzeri olmayan kahramanlarsınız.
Yeryüzünde hiçbir milletin ordusunda, sizin gibi sağlam iradeli, cesaretli, merhametli, maharetli, imanlı askerler ve komutanlar bulamazsınız.
Sizler Afrin’in dağ köylerinde anaların; bayraklarla, bazlamalarla, pestillerle karşılayıp uğurladığı gönüllerde anıtlaşmış ölmez kahramanlarsınız.
Atalarımız: “Su uyur, düşman uyumaz. “Diye boşuna dememişler. İşte böyle zamanlarda topyekûn bir millet olarak hepimize düşen görev: Her türlü hainliklere karşı ve düşmanlarla iş birliği yapma bahtsızlığına düşen, üç beş PKK’LIYI sokağa davet eden hainlere inat, terör propagandası yapan sözde aydınlara inat, böyle dönemlerde yurt dışında fink atan parti görevlilerine inat, davulla zurnayla savaşa mı gidilir diyen millilikten yoksun makam düşkünlerine inat, velhasıl Türk ve İslam düşmanlarıyla onların bütün maşalarına inat saflarımızı sıklaştırmaktır.
Ey Türk Ordusunun Afrin’de ki, El Bab’ta ki, Hakkâri Yüksekova’da ki, Kars’ta ki, Çanakkale’de’ ki, Sarıkamış’ta ki, vatanımızın her santiminde ki, hudutlarımızın her noktasında ki, yurt içinde ve dışında ki bütün Kahraman Neferleri!
Sizlere, Kars’tan, Van’dan, Diyarbakır’dan, Urfa’dan, Malatya’dan, Sivas’tan, Tokat’tan, Ankara’dan, Dumlupınar’dan, İstanbul’dan, Tekirdağ’dan; gözü nemli analardan, eli kınalı yavuklulardan, dili dualı babalardan selam üstüne selam olsun.
Ormanların Arslanları, dağların kartalları, gözünüz keskin, geceniz gündüz olsun. Dualarımız size, bedduamız ve lanetimiz teröre. Arşa çıkarken gür sesiniz, düşmanın kalbine korku verensiniz. Ezanla gelip salayla gidensiniz. Vatanın, milletin, bayrağın, devletin bekası için dünyadan, anadan, yardan, candan geçip şahadeti seçensiniz. Gönüllerde resminiz hem komando hem de Mehmetçik isminiz. Yatağınız ana kucağı değil, asker ocağı. Gittiği yeri yakan, yıkan değil imar edensin. Merhamet, maharet, vefa, şefkat, asalet timsalisin. İlayı Kelimetullah için vuruşan, yalnızca Allah’a boyun bükensin.
Ey bilinmeyenleri bilen, görünmeyenleri gören, duyulmayanları duyan; her şeye gücü yeten, sonsuz güç ve kudret sahibi Allah’ım!
İlayı Kelimetullah için sınırları aşan, mazlumları korumak için, İslam’ın şanlı sancağını dalgalandırmak için, vatanın-milletin-devletin-bayrağın-dinimizin bekası için huduttan hududa koşan Mehmetçiklerimizi, polislerimizi, bütün güvenlik güçlerimizi her daim, düşmanın her türlü hile ve şerrinden muhafaza eyle. Âmin.
Metin Falay Köşe YAZISI.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

KUR’AN DA TOPRAK

KUR’AN DA TOPRAK