Ana Sayfa Turhal 29 Eylül 2016 756 Görüntüleme

CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU ŞEKER FABRİKALARINI KAPATAN PARTİLERE NEDEN OY VERDİNİZ

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Şeker çalıştayına katılmak üzere turhala geldi. Turhal da 2 gün süren incelemelerinin ardından dün bir basın toplantısı düzenledi. İlk günkü kurultay çalışmalarını ve meslek örgütleri ile yaptığı toplantıları basına kapalı gerçekleştiren kılıçtaroğlu Çarşamba günü yaptığı salon toplantısında partililere ve halka hitabetti. Şeker fabrikalarının cumhuriyetin kazanımları olduğunu belirten Kılıçdaroğlu bu kazanımlara sahip çıkacağız dedi.”İki gündür Turhal’dayız” diyen CHP genel Başkanı . Neden Turhal’dayız?sorusunun cevabını da yine kendisi verdi.” Sizi biraz cumhuriyetin kuruluş yıllarına götürmek istiyorum. Eğer götürmez isem Turhal’da olmamızın nedeni çok iyi anlaşılmayacak.
CUMHURİYETİ KURANLAR ANADOLUYA BİRŞEYLER YAPMALIYIZ DEDİLER
Bir devlet düşünün yeni kurulmuş. Her şeyi dışardan alıyor. Bir kilo şeker bile kendi ülkesinde üretemiyor. Fabrikası yok. Okuma yazma oranı kadınlarda binde sekiz. Erkeklerde %7 civarında. Yani bin kadından ancak 8 tanesi okuma yazma biliyor. Anadolu boş. Bir fabrika bile yok Anadolu’da. Cumhuriyeti kuranlar şunu söylediler. Biz daha güçlü bir ülke için dünyada söz sahibi olacak bir ülke için bir şeyler yapmalıyız. Yani ekonomimizi güçlendirmeliyiz. Yani Anadolu’ya fabrika götürmeliyiz. Yani istihdam alanı yaratmalıyız. Yani kişi başına geliri artırmalıyız dediler. Bir kilo şeker bile üretemeyen TürkiyeCumhuriyeti 1923 yılında cumhuriyetin kuruluşundan hemen altı ay sonra uşakta ilk şeker fabrikasının temelini attı.
ŞEKER FABRİKASI EKONOMİNİN TEMELİ DEMEKTİR
1934 Turhal şeker fabrikasının temellerini attı. İlk dört fabrika kuruldu. Al pulluda uşakta Eskişehir’de ve Turhal’da. Turhal’aşekerfabrikasının kurulması ne anlama geliyor. Şeker fabrikası kurduk tamam mı? Hayır. Turhal’a şeker fabrikasının kurulması mühendisin ilk kez Turhal’a gelmiş olması demektir. Üniversite mezunlarının Turhal’a gelmiş olması demektir. Yüzme havuzunun yapılması demektir. Sinema salonunun gelmesi demektir. Havuz başı düğünlerin yapılması demektir. O havuz başında düğün yapmak ayrıcalıklı bir konuma gelmek demektir. Okuma yazma oranının yükselmesi demektir. Okullaşma oranının yükselmesi demektir. Herkesin benim çocuğumda inşallah mühendis olur gelir Turhal’da fabrikada çalışır demesidir. Böyle bir ilgiyi yaratmak demektir. Sadece bu mu hayır. Buda değil. Şeker pancarı üretmek demektir. Çiftçinin ürettiği ürünü şeker fabrikasına satması demektir. Çiftçinin kazanması demektir üretmesi demektir. Sadece bu mu hayır. Hayvancılığın gelişmesi demektir. Çiftçi kazanınca ne yapacak. Gidip alışveriş yapacak. Esnafın kazanması demektir. Yani Turhal’a yani Türkiye’ye yani Anadolu’ya bir fabrikanın yapılması demek kişi başına milli gelirin artması demektir. Bir fabrikanın yapılması demek çağdaşlık yolunda önemli bir adımın atılması demektir. Az önce fabrikayı gezdim. Turhal’ın ilk fotoğraflarını gördüm. Küçük bir ilçe. Kocaman bir fabrika. Turhal’ın kendinden daha büyük bir fabrika. O fabrika yıllardır çalışıyor. Ve Türkiye’nin her tarafına şeker fabrikaları yapıldı. Basma fabrikaları yapıldı. Bir şey daha var. Cumhuriyeti kuranlar şeker fabrikalarınıAnadolu’ya dağıtmış. Anadolu’nun her tarafına nerdeyse dengeli bir şekilde dağılmış. Sadece şeker fabrikaları değil. Sümer banklarda böyleydi. Önemli bir dünya markasıydı. Sümer bankı bitirdik. Eti bankı bitirdik. Tütünü bitirdik. Tekeli bitirdik. Şimdi sıra geldi şeker fabrikalarını bitirmeye.
ŞEKER FABRİKALARINI KAPATAN PARTİLERE NEDEN OY VERDİNİZ
Şimdi ben Turhallı kardeşlerime soruyorum. Ve sizden samimi bir cevap bekliyorum. Turhal şeker fabrikasınınkapatılmasından yana mısınız değil misiniz? Bence de evet. Bizde yaşamalı diyoruz. O zaman Turhallıya sormak zorundayım. Dünya kadar şeker fabrikalarını kapattılar. Kapatan partilere neden oy verdiniz diye benim soru sorma hakkım var. Ben bu soruyu sormazsam doğru yapmam. Bakın ben size şunu söyleyeyim. Çocukluğumdan hatırlarım. Şeker bulamadıkları için üzümle çay içerlerdi. Şeker yoktu çünkü. Ama cumhuriyeti kuranlar kısa süre içerisinde Türkiye’nin her tarafına şeker fabrikaları yaptılar. Dünyada şeker üretimde şu anda beşinci ülkeyiz. Fransa Almanya Amerika gibi ülkelerden sonra Türkiye beşinci ülke. Dünyada söz sahibi olduk. Nasıl olduk? Turhal’ıkurarak Eskişehir’i kurarak Alpullu yu kurarak ve sonra fabrikaları yaygınlaştırdık ve dünyada beşinci olduk. Ne oldu seksen milyon nüfusumuz var. Dediler ki niye şeker pancarından bu Türkler çay içiyorlar. Şeker alıyorlar. Şekerle besleniyorlar. Biz bunlara ne yapalım nişasta bazlı şeker satalım bunlara dediler. Fabrikalar yetiyor bize şekere gerek yok. Ve o zaman bir politika izleyelim dediler. Ne yapalım fabrikaları kapatalım.
BİZ NİŞASTA BAZLI ŞEKERE KARŞI ÇIKTIK
Ve şeker fabrikalarının bir kısmına kilit vurdular. Bir kısmı satıldı. Fabrikalar kapandı. Arsaları çok değerliydi. Arsalara bina yapıldı. Sonra ne oldu. Dediler ki siz şeker çok pahalıya mal ediyorsunuz. Ne yapacağız. Bakın biz nişasta bazlı şeker üretiyoruz. Çok ta ucuz. Bunu yapıyor bunu size satacağız. Biz karşı çıktık cumhuriyet halk partisi olarak. Bursa’da fabrika kurulduğu zamanda karşı çıktık. Kanun çıkardılar anayasa mahkemesine gittik. Anayasa mahkemesi iptal etti. Ama bugün nişasta bazlı şeker üretiliyor. Benim bütün annelerden ricam. Çocuklarınızı ne kadar sevdiğiniz biliyorum. Bir anne için evladın ne demek olduğunu biliyorum. Size buradan bir dost tavsiyesi çocuklarınıza nişasta bazlı şeker içeren ürünleri yedirmeyin. Eğer şeker istiyorsanız şeker pancarından yapılmış olan ürünleri kullanın. Biliyorum bir grup sanayici bana kızacak vay efendim Kılıçtaroğlu bunu nasıl söyler. Ben ülkemin insanımın çiftçimin iyiliğini düşündüğüm için söylüyorum. Dünyada dedik bir numara Fransa. Fransa kendi çocuklarına nişasta bazlı şeker vermiyor. Yasaklamış. Avrupa birliğinde %1.5 ancak bu kadarını kullanabilirsin. Geri kalanı şeker pancarı şekeri olacak. Bizde %15 niye %15? Şimdi bir kanun getirmişler. Daha meclise gelmedi. Ama taslak elimize geçti. Nişastabazlı şekerde kotayı kaldıracaklar. Yani serbest bırakacaklar. Dünyanın hiçbir ülkesinde serbest değil. Bizde serbest bırakacaklar. Şimdi ben yine tokatlı kardeşlerime sesleniyorum. Oyun oynayarak ve sizleri kandırarak cumhuriyetin kurduğu fabrikaları sizin elinizden aldılar. Örnek mi istiyorsunuz? Turhal hala çalışıyor.
TOKATIN SİGARA FABRİKASINA NE OLDU?
Tokatın sigara fabrikası ne oldu? Orda işçiler çalışıyordu değil mi? Dediler ki buraya daha güzel fabrikalar yapacağız. Fabrika gitti. İşçiler de gitti. Makineler hurda fiyatına satıldı. Yerine binalar yapıldı. Tütün. Tütün bitti. Sadece sanmayın tokatta. Türkiye’de tütün bitti. Tütün üreticisi tütün ekmiyor artık. Niye eksin. Alıcısı yok ki. Tütün ithal ediyoruz. Pirinç ithal ediyoruz. Pamuk ithal ediyoruz. Mercimek nohut ithal ediyoruz. Sanki bizim ülkemizde toprak yok. Su yok güneş yok çiftçi yok bunları ithal ediyoruz. İthal eden hükümete de oy veriyoruz. Sonra aç kalıyoruz avucumuzu açıyoruz sonra bize kim yardım edecek diyoruz. Hepimizin düşünme zamanı. Çiftçi kardeşim. Düşüneceksin. İşçi kardeşim düşüneceksin. Esnaf kardeşim düşüneceksin. Niye Türkiye kendi şekerini üretemiyor mu? Türkiye’nin insanı kobay mı ki nişasta şekerini onlara dayatıyorsun? Bizim çocuklarım bir Fransız’ın çocuğu kadar değerli değil mi yani? Az önce sendikada arkadaşlarla konuştuk. Onlara çok açık ve net şu çağrıyı yaptım. Kampanya başlatın. Nişasta bazlı şeker almayacağız çocuklarımıza yedirmeyeceğiz kampanyası başlatın. Değerli arkadaşlarım nişasta bazlı şeker nasıl üretiliyor? Şeker pancarından değil bir sefer. Mısırdan üretiyor. Mısır nerden geliyor? Dışardan geliyor bize. O kadar mısır üretmiyoruz. Çiftçimiz o kadar üretmiyor. Dışardan geliyor. Genetiği değişmiş mısır geliyor. O mısırdan nişasta bazlı sıvı şeker üretiyor. Ve ondan sonrada çocuklarımıza yediriyoruz. Zarar iki yönlü. Hem insan sağlığı açısından hem çiftçimiz açısından. Şeker pancarı var. Üretiyoruz. Fabrikamız var çalıştırıyoruz. Peki, biz neden yolumuzdan vazgeçiyoruz? Neden fabrikaları kapatmak istiyoruz. Efendim dünya tekelleri bunu istiyor. Dünya tekellerinin önünde boyun eğen siyasi partiye oy vermeyeceksin. Dik ve onurlu duracaksın. Bir şey daha var. Biz ülkemize sahip çıkmak zorundayız. Bunun mücadelesini yapmak zorundayız. Milliyetçilik deyince mangalda kül bırakmıyorlar. Milliyetçilik nedir? Kendi köylüne sahip çıkacaksın. Kendi işçine sahip çıkacaksın. Kendi çocuğuna sahip çıkacaksın. Bayrağına sahip çıktığın gibi. Yabancı tekellerin önünde boyun eğip onların isteklerini yerine getirenler milliyetçi olamazlar. Turhal şeker fabrikasının kapatılmasına karşı çıkanlar bu ülkenin bir numaralı milliyetçileridir. Şeker fabrikalarının kapatılmasını destekleyenler milliyetçi olamaz. Biz cumhuriyeti neden kurduk? Birilerinin önüne boyun eğmeyelim diye kurduk. Kendi şekerimizi neden üretiyoruz? Dışardan gelmesin. Benim insanım kazansın. Kişi başına gelir artsın. Çiftçi esnaf kazansın. Hepimiz kazanalım. Hepimizin ortak kazanacağı bir alanı yok ediyoruz hepimizin ortak kaybedeceği bir alan oluşturuyoruz. O nedenle iki gündür ben Turhal’dayım. Turhal şeker fabrikasına az önce gezdik arkadaşlarımla beraber. 1934 yılında temelin atıldığı yere gittik. Celal Bayar’ın ilk kazmayı vurduğu yere gittik. Emin olun şunu düşündüm. Celal Bayar burada bu fabrikanın temelini atmak için kazmayı vururken şunu düşünmüştür. Biz kurtuluş savaşını verdik. Ama asıl kurtuluş savaşı şimdi başlıyor. Ekonomik olarak güçlenmek zorundayız. Hiç kimsenin önünde boyun eğmeyen bir Türkiye yapmak zorundayız. Ve bu temeller o amaçlarla atılmıştır. Hani Lozan’da diyorlar ya İnönü’ye şimdi sen kazandın imza atıyoruz ama para için yarın bizim önümüze geleceksin. Bizden para isteyeceksin. Biz bütün bu talepleri cebimize koyduk. Bizden para isterken bunları sizin önünüze koyacağız. Ama o cumhuriyet hiçbir zaman onlara gidip para istemedi ve hiçbir talebi de kabul etmedi.O cumhuriyet milliyetçiliği üreterek kendi insanına sahip çıkarak ve belki birçoğunuz bilmez en zor şartlarda görev yaparken o yoksul Cumhuriyet Osmanlının borcunu son kuruşuna kadar ödemiş bir millettir. Borcu reddetmemiştir. Osmanlının borcunu son kuruşuna kadar ödemiştir. Hem fabrikalar yapmış demir ağlar örmüş üniversiteler kurmuş kendi uçağını yapmıştır. Uçak ihraç etmiştir Türkiye. Kendi deniz altısını yapmıştır.

Osmanlının borcunu da son kuruşuna kadar ödemiştir. O zaman şu soruyu sormak zorundayız. Türkiye ne için bugün bir borç batağında? Sık sık söylerim. Türkiye iyi yönetilemiyor. Diyorlar ki siz şekeri çok pahalı üretiyorsunuz.
ÇİFTCİMİZİ DESTEKLEMEK ZORUNDAYIZ
Dışardan nişasta bazlı şekeri çok ucuza alıyoruz. Neden biz pahalıya üretiyoruz? Çiftçi kardeşimde sorsun kendisine bunu söyleyen siyasilere sorsun. Sen bana dünyanın en pahalı mazotunu veriyorsun. Dünyanın en pahalı ilacını elektriğini suyunu veriyorsun bide bana diyorsun ki niye pahalı üretiyorsun. Kardeşim bütün girdiler pahalı. Ne yapayım. Zararına mı satayım? Ne veriyorsun ki zaten? Taban fiyattın zaten altında. Peki,Amerika ne yapıyor? Kendi çiftçisini destekliyor sonuna kadar. Fransa destekliyor. Japonya destekliyor. Desteklemeyen ülke yok. Ama bizim ülkemizde çiftçi ikinci sınıf vatandaş konumunda. Geçen yıl bir maden kazasında işçilerimiz hayatlarını kaybetmişti. Hayatını kaybeden işçinin hanımı televizyonlara çıktı ve şu açıklamayı yaptı. Eskiden buralarda tarım vardı. Ekerdik toplar satar geçimimizi sağlardık. Fakat şimdi tarım bitti. Ekiyoruz para etmiyor. Eşimi gönderdim maden ocağına oda orada hayatını kaybetti. Şimdi değerli arkadaşlarım böyle insan dramlarına yol açmamak hepimizin ortak görevi olmalıdır. Bunun ortak mücadelesini vermek zorundayız. Bizim ne eksiğimiz var biliyor musunuz? Bizim düşünme ve sorgulama eksikliğimiz var. Neden böyle oldu diye kendimize bu soruyu sormak zorundayız. Ve kim yaptı bunu. Sormak zorundayız. Bunu sadece ben sadece siz değil hepimizin ortak sorgulaması lazım. Cumhuriyet kolay kurulmadı. Cumhuriyetin kuruluşunda acı gözyaşı vardır. Şehitlerimizin kanı vardır. Kimse gelip cumhuriyeti değiştiremez. Toprağımız çiftçimiz seksen milyon nüfusumuz var. Ama biz 2015 yılında on iki milyar dolarlık tarım ürünü ithal ettik. İçinde nohut buğday pirinçte var. Soru şu on iki milyar doları kendi çiftçimize versek ne olurdu? Acaba çiftçimiz kendisine bu soruyu soruyor mu? On iki milyar doları bana verseydiniz ben sadece Türkiye’yi değil bütün Ortadoğu’yu beslerdim demesi lazım. Son on üç yılda iki Trakya büyüklüğünde ki alan ekilmiyor. Çünkü çiftçi ektiğinde zarar ediyor. Niye ekiyim ektiğimde zarar ediyorum diyor. Düşünmeye ve sorgulamaya ihtiyacımız var. Düşüneceğiz ve sorgulayacağız. Şimdi seçim yok ve buraya oy toplamak içinde gelmedim. Sadece ve sadece sizin vicdanınıza seslenerek düşünün ve sorgulayın. Bugün neden bu ülke bu halde. Bunu sorgulayın. Sizden tek isteğim bu. Esnaf mısın sorgulayacaksın çiftçi misin sorgulayacaksın emekli misin sorgulayacaksın. Az önce fabrikada işçilerle yemek yedim. Bir taşeron işçi yanımda oturuyor. Kemal bey diyor bu taşeron işçilerin kadrosu ne olacak? Dedim kadro verilmesini biz istiyoruz. Ama hükümet vermiyor benim gördüğüm kadar hiç vermeyecek. Niye dedi vermese oy kaybı olmayacak dedim yine taşeron işçi gidecek kendi ayağına kurşun sıkacak yine oyunu verecek. Ondan sonra gelip bana dert yanacak. Dert yanacak yerin ayrı kardeşim. Bizim sorunlarımızı çözün diyorlar. Bu ülkenin bütün sorunlarını biliyorum. Çocuğunda emeklinin de sorunlarını biliyorum. Herkesin sorununu biliyorum. Çözümünü de biliyorum. Bizim seçim bildirgemizi örnek aldılar. Vaat ettiler ama hiçbirini yapmadılar. Çünkü yapamazlar. Cebini düşünen siyasetçi halkı düşünmez. Dedim ya iyi yönetilmiyor diye.
OHALİ ÇIKARMAYIN DEDİK
Bir konuya daha kısaca değineyim. Aramızda Ohal mağduru var mı bilmiyorum. 15 Temmuzda bir darbe girişimi oldu. Dört siyasi partide karşı çıktı. Darbe olmasın. Demokrasi bizim uzun yıllardır gelişmesini umduğumuz bir alan. Demokrasinin gelişmesi lazım. Şimdi 15 Temmuzdan sonra dediler ki olağan üstü hal ilan edeceğiz. Sayın başbakana söyledim. Biz ohal’e karşıyız. Dört parti darbeye karşı mı karşı. Kanun yapacaksan getir meclise oturup çıkaralım. Ohal’i çıkardılar. Kanun hükmünde kararname. Bakın değerli arkadaşlarım zararı kimler çekiyor. Önce şunu söyleyeyim. Meclisi bombalayan vatandaşı öldüren polisimizi öldüren darbe girişimde bulunanların süratle yargınınönüne çıkarıp hesap sorulması lazım. Meclisi bombalamak kimsenin haddine değildir. Masum insanları öldürmek kimsenin haddi değildir. Demokrasiyi sonuna kadar savunacağız. Ama devleti yönetenler hükümet olanlar her şeyi adalet içinde yapmak zorundadırlar.
ADALET KUTUP YILDIZI GİBİDİR
Adalet çok önemli ve çok soyu bir kavramdır. Ve biz adaletten yana bir tavırtakınmakzorundayız. Görünüşümüz yaşam tarzımız inancımız farklı olabilir. Ama bu coğrafyada aynı havayı teneffüs ediyorsak bir sıkıntıya uğradığımızda adalete gideceğiz. Adalet bu kadar önemli bir kavramdır. O nedenle bir âlim der ki adalet kutup yıldızı gibidir. Yerinde sabit durur bütün kâinat onun etrafında döner diyor. Adaletle bir ülkeyi yönetmeyipte kinle hınçla öfke ve intikam duygusuyla yönetirseniz mazlumların ahını alırsınız. Bugün bir milyona yaklaşan mazlum insanımız var. Ohal mağdurları diyoruz biz bunlara. Öğretmeni sendikalı diye meslekten atıyorlar. Sendikalı olmak ne zamandan beri suç oldu. Anayasal haktır sendikalı olmak. Atamazsınız. Varsa bir kabahati verirsiniz mahkemeye hâkim atarsa eyvallah. Ama yargısız sualsiz benseni devlet memurluğundan atıyorum. Olmaz. Üniversite hocaları bildiri yayınlamışlar. Vay sen misin bildiri yayınlayan. Onlarıda üniversiteden atıyorlar. Olmaz. Üniversite hocasını niye atıyorsun. Görüşünü beğenmeyebilirsin düşüncesini beğenmeyebilirsin. Ama üniversiteler her türlü düşüncenin özgürce dile getirildiği yerlerdir. Böyle kabul edeceksin. Devlet memuriyetinden atıyorsun lojmandan da atıyorsun. Adamı hapse atıyorsun eşi çıkıyor ev kiralayacak kimse ev vermiyor. Bankada biraz parası var çekmek istiyor. Bankada ki hesabına tedbir koyuyorsun. Anne geldi kucağında çocuk bileziklerimi sattım şuan iyi kötü geçiniyoruz ama bilezik parası bittikten sonra ben ne ile geçineceğim. Böyle bir şey olabilir mi? Darbeyi kim yaptı arkadaşlar? Uçağı kullanan yaptı. Talimat veren yaptı. Sen öğretmenden memurdan ne istiyorsun? Sen işçiden ne istiyorsun? Birde diyorlar ki bunları görevden alıp memuriyetten attık bir sigortalı işte de çalışmayacak. E ne olacak bu. Eline silah alıp dağa mı çıkacak? Sosyal devlet diye bir düzenleme var anayasada. Türkiye Cumhuriyeti sosyal laik bir hukuk devletidir der. Bunun değişmesi bile teklif edilemez diye hüküm var. Sosyal devlet nedir? Herkesin yanında olan devlettir. Aç açıkta kimsenin olmamasını isteyen devlet sosyal devlettir. Er ve erbaşlar konusuna gelelim. Hepimiz aşağı yukarı askerlik yaptık. Komutan kalk deyince kalkardık. Er erbaşa komutan emir vermiş. Çıkmış dışarı. Hepsini toplayıp hapse atmışlar darbeci diye. Bunlar emir kulu. Bunların aileleri perişan. Ben merak ediyorum. Dün size fetö ile kol kola gezmiyor muydunuz? Birlikte değil miydiniz? Soruyorlardı ne istedinizde vermedik? Bende soruyorum. Onlar ne istediler de sen verdin arkadaş çık bir açıkla hala ses yok. Bu sorunun cevabını almış değilim daha. Soracağım. Sizlerde sorun. Her gördüğünüzde sorun. Ne istedinizde vermedik? Neleri verdiniz siz neleri.Üniversiteleri kapattılar. Bunlar cemaatinüniversiteleri dediniz. Öğrenciler. Bu öğrenciler girmiş sınava kazanmış ÖSYM de yerleştirmiş. Sende buraya gireceksin demiş. Bir polis memurundan mektup aldım. Görevine son verişmiş hapiste. Suçum şu. Kayseri’de bir kooperatife girdim. Taksiti bir banka aracılığı ile ödüyordum. Sonra para gönderdiğim banka havalelerde havale parası alacağım. Kooperatife dedim ki havale parası alıyorlar. Dediler ki Bank Asya ile gönderirsen onlar havale parsı almıyorlar. Bende taksiti bu banka şile gönderdim. Sen misin bu bankayla gönderen polisi meslekten atıyorlar. Bunlar olmaz. Mağdurlar yaratılmaz. Darbeciler bellidir. Bir an önce yakalar adaletin önüne teslim edersiniz. Hep beraber sorarız. Ayrıca o davaları gizli de yapmasındalar. Medyaya açık. Televizyonlardan canlı verilsin. Hepimiz kim hangi suçu nasıl itiraf ediyor görelim. Biz bunları istiyoruz.
MAĞDURLARA SAHİP ÇIKACAĞIM
İl başkanları toplantısında il başkanlarıma talimat verdim. Nerede bir mağdur varsa mağdura sahip çıkacaksınız. Karşı çıkıyorlar. Vay Kılıçtaroğlu mağdurlara sahip çıkıyor. Evet, sonuna kadar sahip çıkacağım. Bütün mağdurlara sonuna kadar sahip çıkacağım. Çünküzalimin karşısında susan dilsiz şeytandır. Ben zalimin zulmüne direneceğim. Geçici taşeron işçilerimiz var. Emeklilerimiz var. Hayata tutunmaya çalışan milyonlarca işsizimiz var. Gencecik çocuklar işsiz. Bütün bu sorunları çözmeye hazırız. Ama bir şey var her şeyden önce. Bu memlekettin huzura ihtiyacı var. Birlikte yaşamaya ihtiyacımız var. Birbirimizi ön yargılarımızla tanıyoruz. Ön yargılarımızı silelim. İnsanımızı ülkemizi bayrağımızı seviyoruz. Bütün sorunları biliyoruz. Sorunları çözmeye hazırız. Bu ülkeye söz veriyorum. Bu ülkeye bedeli ne olursa olsun huzur ve bereketi getireceğim. Turhallı kardeşimde merak etmesin. Esnaf kardeşimde merak etmesin. Anadolu’nun içi boşalıyor. Anadolu’nun içini fabrikalarla donatacağız. Bizim merkez Türkiye projemizin ana hedefi buydu. Her şeyİstanbul’a yapılsın. Türkiye İstanbul’a gitsin. Peki, kardeşim tokat ne olacak? Sadece 2015 yılında tokattan ayrılan vatandaş sayısı 40.00 kişi. Geçinemiyorum. İş bulamıyorum diyor. Anadolu’nun içi boşalıyor. Zamanında Anadolu’nun içi fabrikalarla döşenmiş doldurulmuş birde geldiğimiz noktaya bakın Anadolu’nun için boşaltılmış. Biz Anadolu’yu yeniden görkemli Anadolu yapacağız. Herkes babasının dedesinin yaşadığı yerlerde geçimini sağlayacak. Eli ekmek tutacak. Evine huzur içinde gidecek. Farklı görüşte olabilir hiç önemli değil mademki insanız insan gibi yaşayacağız. Madam ki insanız her insana saygı göstereceğiz. Mademki insanız Yunusu sevdiğimiz gibi Mevlana’yı sevdiğimiz gibi Hacı Bektaş’ı sevdiğimiz gibi Ferhat ile Şirini sevdiğimiz gibi bayrağımızı sevdiğimiz gibi bu ülkeye de sahip çıkacağız ve bu ülkeyi de seveceğiz. Hepinize en içten saygılarımı selamlarımı sunuyorum. Sağ olun var olun.” Dedi.
Daha sonra Kılıçdaroğlu 2 günlük Turhal gezisini tamamlayarak Ankara’ya döndü.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil