Ana Sayfa Gazete Manşeti, Köşe Yazısı, Manşet, Son Dakika Haberler, Tokat Haberler 17 Ekim 2018 574 Görüntüleme

“Her sorunu halledemeyebilirsiniz. Ama çözümsüzlüğü karşı tarafa mal edebilmelisiniz.”

Emekli Büyükelçi Yalın Alp’in  “Sefir Olmak- Bir ‘Monşer’den Anekdotlar” adlı kitabını okumanızı isterim. Büyükelçi Alp’in tadına doyum olmayan anılarının keyifle okunduğu kitap, çok güzel anılar demeti sunuyor. Akıcı ifadelerin yer aldığı “Sefir Olmak- Bir “Monşer’den Anekdotlar” kitabının yazarı Yalın Alp’ın özgeçmişine bakarsak şu bilgileri görüyoruz:

 

“1962 yılında Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başladı. New York Birleşmiş Milletler, Yunanistan, Roma NATO Savunma Koleji ve Brüksel NATO Türk Delegasyonu’nda çeşitli görevlerde bulundu. Washington’daki Türkiye Büyükelçiliği’nde müsteşar ve elçi Müsteşar olarak görev yaptı. 1983-87 yıllarında, Ankara’da Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü’nde bulundu. 1987-91 yılları arasında Hindistan’da büyükelçilik yaptı. 1991-1996 yılları arasında Başbakan Mesut Yılmaz ve Başbakan Tansu Çiller’e danışmanlık yaptı. Bu sırada Dışişleri Bakanlığı’nda NATO İşleri Genel Müdürlüğü’nü yürüttü. 1996-2000 yılları arasında Viyana’da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı nezdinde Türkiye Büyükelçiliği görevini yaptı. Eylül 2000 tarihinde emekli oldu.”

 

Emekli Büyükelçi Yalın Alp’in  “Sefir Olmak- Bir ‘Monşer’den Anekdotlar” isimli kitabında yer alan ve benim de çok hoşuma giden birkaç anekdotu sizinle paylaşmak istedim. İşte onlardan bazıları:

 

** İngiltere’de seyahat için herkes pasaport almak zorundadır. Sadece kraliçe pasaport taşımaz. Zira, pasaportlar kraliçe adına verilir. Kraliçe, dünyada pasaportu olmayan tek liderdir.

 

** Bir ülkenin lideri ağırlanırken semboller de önemlidir. Sempati yaratır. Örneğin… ABD Başkanı Truman 1946’da İngiltere Başbakanı Churchill’i bir konuşma yapması için davet ediyor. Konuşma yeri olarak Missouri” eyaleti seçilmiş. Neden Missouri? Çünkü… Truman o eyaletin senatörüydü. Konuşma yeri ise “Westminster” Koleji. Neden? Çünkü… “Westminster” Londra’daki İngiliz Parlamento Sarayı’nın adı.

 

** Bir Güvenlik Konseyi toplantısında Arap delege lafı uzattıkça uzatmış. Amerikan Büyükelçisi Arthur Goldberg dayanamamış ve şöyle demiş: Ya harp sahasında direnin ya da susun. (You either put up or you shut up)

 

** Lafı uzatmak diplomaside bazen işe yarar. Örneğin Sovyetler Çekoslavakya’yı işgal etmiş. Birkaç saat içinde Çekoslavakya “Sovyet askerlerini davet ettik” açıklaması yapacak. Böylece işgal meşruiyet kazanacak. BM Güvenlik Konseyi’nde Sovyet delegesi söz alır ve o birkaç saat zamanı kazanmak için başlar “ABD’nin Latin Amerika’yı nasıl sömürdüğüne” dair bir kitabı okur da okur. Bunun üzerine İngiliz delegesi usul hakkında söz ister ve “New York telefon rehberini” getirerek Rus delegesine “Bunu okursanız daha ilginç olur” der. Sovyet delegesinin dengesi bozulur.

 

** Çağımızın diplomasi efsanesi Kissinger 70’li yıllarda, zamanın Dışişleri Bakanı Çağlayangil’e bir altın kural söylemişti: “Her sorunu halledemeyebilirsiniz. Ama çözümsüzlüğü karşı tarafa mal edebilmelisiniz.”

 

** Bir devlet adamı konuk olduğu milletin kalbini daha ilk günden nasıl kazanır? Fransa’nın büyük lideri De Gaulle Cumhurbaşkanı olarak Türkiye’yi ziyaretinde Anıtkabir Şeref Defteri’ne şöyle yazmıştır: “Atatürk ölebilirdi, zira ışık yanıyordu, zira ülke ilerliyordu.”

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.