Ana Sayfa Köşe Yazısı 4 Ocak 2018 311 Görüntüleme

İRAN’DA NELER OLUYOR?

Dünya büyük bir merakla İran’da neler olduğunu takip ediyor. Aslında hep söylediğim gibi fotoğrafın büyüğüne bakmak lazım. İran dünya milletleri içinde en uzun tarihi geçmişe sahip olan bir devlet. Bu bakımdan köklü devlet geleneğini sürdüren ve bu konuda yapması gereken ne varsa yapmaya hazır bir yapı mevcut. Ancak kendi içinde ve ekonomik açı başta olmak üzere bir çok bağla güdümüne girmek zorunda kaldığı dünya konjonktürü İran’ın bu misyonunu farkettiği için onu zayıflatmak, yıpratmak hatta yakın bir gelecekte feyk bir devlet haline getirerek bölgeden uzaklaştırmak sevdasında.
İran şahlık döneminde uyguladığı politika ile israille kardeş ülke seviyesinde idi. Ayrıca ABD’nin bölgedeki çıkarlarını savunan ve bu konuda asla taviz vermeden yanlış bir çok husus da bile olsa ABD’yi destekleyen bir politika izliyordu. Bunun karşılığında da bölgede rahat hareket eden bir devlet konumunda söz sahibi kılınıyordu.
Ancak 1979’da hiç kimsenin beklemediği ve İran üzerinde hesapları olanların tüm hesaplarının alt üst olduğu bir devrim gerçekleşti. Ayetullah Humeyni sürgünde olduğu yerden büyük bir devrim başlattı. Kısa süre içinde Şah Rıza Pehlevi ve ailesi çeşitli yollardan ABD’ye kaçmak zorunda kaldı.
Uzun uzun diplomatik görüşmelere, baskılara ve değişik denemelere rağmen ABD kendi adamı olan Pehlevi ve ailesini iade etmeyi asla düşünmedi. Bu konuda da tavizsizliğini ortaya koyarak çeşitli ayak oyunları ile İranı oyaladı. Tıpkı bugün, yıllarca Türkiyeye karşı kullandnığı terörist başı Fetö ve adamlarına gösterdiği destek ve yakınlıkta olduğu gibi.
Humeyni ile izlediği politikayı tamamen değiştiren İran uzun süre kapalı ve ketum bir devlet haline geliverdi. Dünyanın çeşitli yerlerinden mektuplarla İslam devrimi yaptığını sandıkları ve böyle inandıkları Humeyniye biat eden milyonlarca insan oldu. İran ve Humeyni, birileri için potansiyel bir dünya tehlikesi oluverdi.
79’da gerçekleşen İran devrimine müdahele edemeyen ABD eli kolu bağlı kalınca 80 ‘de Türkiye’de bir darbe gerçekleştirdi. Bu darbe ile bölge kontrolünü Türkiye üzerinden yeniden ele geçirmek, yaptırımlarını uygulamak fırsatını buldu.
Özellikle Türkiye üzerinden diyorum bilenler bilir o yıllarda İran’a uygulanan Ambargonun merkezi Türkiye idi.
Daha sonra idam ettirdikleri Saddam Hüseyini ve güçlendirdikleri Irak ordusunu kullanarak İrana savaş açtılar. Bu savaş bölgede kontrollü bir dövüştü aslında. Çünkü ABD’ye göre bu savaşın kazananı olmayacak, hatta iki tarafta kaybedecekti. Yine o yılları hatırlayanlar İran Irak savaşının sonucunda hangi tarafın galip geldiğini, çıkarlarını koruduğunu bilmezler. Hiç birimiz bilmeyiz. Hatta savaşın neden çıktığını, niye onca Müslümanın kanının aktığının açıklaması hala yapılamamaktadır.
Buna rağmen İran’da yine hakimiyeti ele geçiremeyen ve bir türlü rahat at koşturamayan ABD, Birleşmiş milletleri de yanına alarak İrana uyguladığı ambargonun dozunu her geçen gün biraz daha arttırdı. Nihayet Obama döneminde normalleşmeye başlayan İran politikası Trump’un iktidara gelmesi ile yine eski seyrine döndü. Ancak bu arada İrandada işler çok değişmiş durum çok daha farklı bir yöne kaymıştı.
Ayrıca bölgenin siyasi konjonktüründe de büyük değişiklikler olmuştu. Türkiye artık kendi başına hareket eden ve o güne kadar hiçbir dünya devletinin yapmadığını yaparak ülke içinde harekete geçirilen unsurları bertaraf edip adeta bir istiklal harbi verircesine, hürriyetini tüm dünyaya
duyururcasına 15 Temmuz kalkışmasını bastırarak hem İsraile, hem ABD’ye hem de Türkiyedeki işbirlikçilerine karşı çok ciddi bir karşı cephe oluşturdu. Bu cephede verdiği savaşı da bugüne kadar başarılı bir şekilde yürüttü.
Bunun üzerine dün rahatlıkla Ortadoğuyu vurabilmek, kontrol altında tutabilmek için Türkiyede gerçekleştirdiği ihtilalin benzerini, bugün Türkiye başta olmak üzere tüm bölgeyi kontrol altına alabilmek için İranda gerçekleştiriyor. Bunu görememek için kör, anlayamamak için anlak özürlü olmak gerekir.
Peki İran’da ne olur?
Devrim muhafızları henüz işin içine girmediler ama girmek üzereler. Çığ gibi büyüyen ama nereye gittiği bir türlü bilinmeyen bir sürü psikolojisi ile hareket eden insanlar, aslında tüm Ayetullahların kanlı ve şiddet yanlısı yüzünü bilmelerine, uzun zamandır görmemelerine güvenerek bu hareketin başarıya ulaşacağını sanıyorlar.
İranın iç güvenliği gerçekten ciddi bir yara almış durumda. Ya geçmişte olduğu gibi büyük bir baskı ve topyekün bir karşı duruşla Orduyu da işin içine sokarak kendi halkına karşı şiddet uygulayarak bastıracak, ya da Türkiyedeki gezi provakosyonunda olduğu gibi içerdeki yerli işbirlikçilerle, dışardan gelen ajanları tespit edip nokta atışları ile onları bertaraf ederek bu sözde isyanı bastıracak.
Bu arada bölgenin güvenliğini tehdit eden ve bugüne kadar bölgede cirit attığını her fırsatta söylediğimiz ajanlarda inşallah temizlenir.
Hasılı vel kelam dostlar. Bu ABD ve İsrail kendi çıkarları için özellikle İslam coğrafyasının huzurunu yine bozdular. Hep bozuyorlar, bozmaya devam edecekler.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.