Ana Sayfa Köşe Yazısı 26 Aralık 2017 138 Görüntüleme

KALBİMİZİN SESİNİ DUYAMIYORUZ-YUSUF DURU

Bütün mağazalar büyük indirimlere girdi. Daha önce yüksek fiyatlarla satılan ürünlerin üzerindeki etiketleri gören vatandaşlar çılgınca mağazaların yolunu tutuyorlar. Birkaç hafta önce binlerce liraya satılan ürünler, yarı yarıya, hatta daha da fazla bir indirimle yine satışta.
Satıcının penceresinden baktığımız zaman yeni yıl indirimi diye bir savunmayla karşılaşıyoruz. Alıcının penceresinden baktığımızda ise fırsat indirimi. Yeni yılda esnaf elindeki ürünleri eritip yeni sezona yeni ürünlerle girmek istiyor.Ancak ne olursa olsun çılgın bir alışveriş gailesi devam edip gidiyor. Şu an bu makaleyi Konya Havalimanında yazıyorum. Gün içinde Konya´da katıldığım görüşmelerde kullanılan mekanlar maalesef büyük alışveriş merkezlerinin kafeleri yada oturulacak mekanları olarak seçilmişti. Randevulaştığım kişileri beklerken şöyle bir etrafa göz gezdireyim dedim. Aman Allah´ım gerçekten çok şaşırdım.
Vitrinlerde sürekli indirim ilanları, satış mağazalarının içinde oradan oraya telaşlı adımlarla koşturan ve adeta bir şeylere yada bir yerlere geç kalmışçasına, heyecan içindeki alışveriş çılgınlığı.
Nereye gidiyoruz? Ya da nasıl gidiyoruz bilmiyorum ama sonumuz inanın hiç iyi değil. Bir sanatçı arkadaşımın evine misafir olmuştum. Sanat dünyasında iş yapıyor. Zaman zaman televizyonlarda da seyrettiğimiz bir yüz. İsmini vermeyeceğim. Sıkıntı olmasın. Ancak oradan buradan sohbet ederken otuz çift ayakkabısının olduğunu söyledi. Anlamadım dedim kaç çift. Otuz diye teyit etti. Benimki az abi diye ekledi. Hanımın seksen yedi çift ayakkabısı var. Giyinme odasında dolapların altı komple ayakkabılık ve biz maalesef kavga ediyoruz. Ayakkabılığın tamamını onun ayakkabıları dolduruyor ama yine de yetmiyor.
Güldüm. Seksen yedi çift. Dayanamayıp sordum. Giyinmeyi unuttuğun yada yerine koyduktan bir iki sene sonra eline gelince aaa. Komşunun ayakkabısı benimkilerin arasına karışmış dediğin oldu mu? Onlarda güldüler. Hep beraber güldük. Aslında ağlanacak halimize gülüyorduk hep beraber…
Dünya ile ilgili konuştuğumuz zaman, gereksizliklerini anlattığımız zaman hepimizin söyleyecek birkaç cümlesi oluyor. Bu arkadaşların da var mutlaka. Şu giyinme odanı bir görebilir miyim dedim. Tabi dedi ve beni evinin üst katındaki giyinme odasına götürdü. Kocaman bildiğiniz salon salomanje tarzı bir oda. Gömlekler, pantolonlar, ceketler, yazlıklar, sporlar, tişörtler, ayakkabılar, kravatlar, kemerler, saatler, broşlar, yüzükler… her şey yerli yerinde ve düzgün bir şekilde tanzim edilmiş. Şöyle bir baktım ve gerçekten üzüldüm.
Şimdi dedim sen bu odayı özel giyim eşyalarını ve aksesuarlarını muhafaza etmek için oluşturdun değil mi? Teessürle yüzünü buruşturdu ve yetmiyor abi. Bir bu kadar da kolilenmiş haliyle duruyor. İhtiyaç sahiplerine vereceğim. Deyiverdi.
Yine tutamadım kendimi ve Bana bak ulan dedim bana bak. Benim tepemi attırma vallahi ağzının ortasına ahır küreğiyle vururum, ağzın ensene döner on tane parpıcı gelse düzeltemez. Bir de israftan bahsediyoruz, sohbet ediyoruz, dünyalığa değer vermekten yada vermemekten konuşuyoruz. Ne yapıyorsun sen deyince abi kusura bakma zamanın gereği deyiverdi.
Döndük salona. Hadi hanım dedim hadi. Zamanın gereği deyip zamanın peşinden koşan ve bir türlü kendisine yetmeyen zaman ve eşyalardan yakınan bu arkadaşların hali pür melaline birazda evimizde ağlayalım.
Şimdi düşünebilirsiniz acaba senin kaç çift ayakkabın var diye. İnanın ömrüm boyunca bir yazlık, bir de kışlık ayakkabım oldu. Ekstradan öyle on çift yirmi çift ayakkabım olmadı. Çok şükür. Giyebileceğim kadar elbisem ve sair(başka) eşyalarım oldu.
Ha bu arada misafir olduğum oyuncu arkadaşım yılbaşı alışverişi için hanımıyla bizim yanımızda program yapıyordu. Bir sonraki gün gidecekleri mağazada aradıkları kaşmir bilmem neyi bulamayabilirlermiş bu yüzden karşı geçelim de oradaki büyük mağazalara bakalım diye konuşuyorlardı.
Çok şey var söylenecek. Gerçekten çok şey var ama rahmetli babamın dediği gibi dam alçak değnek kalkmaz. O yüzden susuyoruz. Ama son bir cümle.
Dünya ve dünyalıkla ilgili etrafımıza topladığımız ne kadar çok eşyamız var ise onların gürültüsünden ve seslerinden kalplerimizin seslerini duyamıyoruz. Onun içinde gerçeklerden hep kaçıyor, göremiyoruz. Rabbim hakkımızdan hayırlısını versin ve dünyayı bize musallat etmesin İnşallah.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.