Ana Sayfa Köşe Yazısı, Manşet, Son Dakika Haberler, Tokat Haberler 15 Ağustos 2018 1664 Görüntüleme

KENDİ EVLADININ CENAZE NAMAZINI KILDIRAN BABALARIN OLDUĞU BİR ÜLKEYİ, EKONOMİYLE Mİ KORKUTACAKLAR…

Masamın üzerinde geçen yıldan kalma bir gazete haberi gözüme ilişti: “Ağrı Doğubeyazıt’ta bölücü terör örgütü ile çıkan çatışmada şehit olan 28 yaşındaki Jandarma Uzman Çavuş Ahmet Baş, memleketi Sakarya’nın Karasu ilçende binlerce kişinin katıldığı cenaze namazının ardından toprağa verildi. Şehidin annesi, oğlunun tabutuna sarılıp, ‘Oğlum elbiselerin bana olmaz ama silahın bana olur. Senin yerine ben gideceğim’ diyerek gözyaşı döktü.” (15 Nisan 2017, yazılı basın)

Geçen yıldan kalma bu haber öyle şeyler çağrıştırdı ki belleğimde… Şehit olan oğlunun cenaze namazını kıldıran imam babadan, oğlunun silahını alıp teröristin üzerine yürümek isteyen anaya Türkiye’yi düşündüm… Yeryüzünde böyle bir coğrafya, dünyada böyle bir millet yoktur. Milli bilinç dediğimiz idrakin ete kemiğe büründüğü, bayrak ve vatan uğruna ölümü göze alarak korkusuzca terörün ve teröristin üzerine gidildiği bir ülkeden söz ediyoruz. Emperyalistlerin hepsinin bir hesabının olduğu bu aziz coğrafya, tarih boyunca türlü projeler devreye sokularak bölünmek istendi. Alevi-Sünni, sağ-sol, Türk-Kürt ayrıştırmaları ve çeşitli polemiklerle kamplaştırılmak istenen halkımız, en son 15 Temmuz fitnesiyle birbirine düşürülmek istendi.

Bütün ayrıştırma ve bölme çabalarında olduğu gibi,15 Temmuz fitnesinde de kimsenin hesap edemediği bir Çanakkale ruhu vardı oysa… Ta 1915’te Çanakkale’de omuz omuza Alevi, Sünni, Çerkez, Türk, Boşnak, Laz, kim varsa bu toprakları yurt edinen; herkes canını dişine takarak bir oldu, iri oldu, diri oldu ve destan yazdı. Mustafa Kemal Atatürk’ün “250 bin askerimizi şehit verdiğimiz bu topraklarda şehidin kanı vardır ve bu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Gelecek nesillere anlatılarak destanımızın yaşatılması ve bizim için canından vazgeçenler için bu vatanın korunması boynumuzun borcudur.” sözünü haklı çıkarırcasına milletimiz, hem Çanakkale destanını yaşattı, hem de vatanını ne pahasına olursa olsun korudu.

Vatan şairi Namık Kemal’in, “İnsan vatanını sever, çünkü kudret vergisinin en azizi olan hayat, vatan havasını teneffüs etmekle başlar. İnsan vatanını sever, çünkü etrafına baktıkça geçen ömrünün bir hazin anışını taşa kazınmış görür. İnsan vatanını sever, çünkü hürriyeti, rahatı, hakkı, menfaati, vatan sevgisiyle kaimdir. İnsan vatanını sever, çünkü vatan çocukları arasında dil, kalp, fikir kardeşliği hâsıl olmuştur. İnsan vatanını sever, çünkü vatan, bir kâtibin kalemiyle çizilen hayali hatlardan ibaret değil, millet, hürriyet, kardeşlik gibi yüce duyguların toplamından hâsıl olmuş, kutsal bir fikirdir. Her dinde, her millette, her terbiyede, her medeniyette, vatan sevgisi, en büyük faziletlerden, en kutsal vazifelerdendir.” sözünü idrak edemeyen gafillerin hâlâ anlayamadıkları bu gerçek karşısında şehit anne ve babalarının ortaya koydukları irade, her türlü övgüye mazhardır.

Ekonomik olarak küresel bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuz şu günlerde bile hiçbir fitnenin bu halkın üzerinde zerre kadar etkisi, tüy kadar ağırlığı yokken, Namık Kemal’in “Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin. / Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten.” dizeleri, hainlerin yüzlerinde çarpmaya sonsuza kadar devam edecek.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Kemersizlere ceza yağdı

Kemersizlere ceza yağdı