Ana Sayfa Manşet, Tokat Haberler 26 Aralık 2017 357 Görüntüleme

“Şeytan Taşlamaktan Fırsat Bulursak Tavaf Ediyoruz”

Değerlerin metalaştığı ve pazarlandığı bir çağda kendi kodlarımıza, kök referanslarımıza, temel yazılımlarımıza rücu etmeye mecburuz. Küresel güçlerin ve onların iş birlikçilerinin en çok bilinçli, imanlı bir gençlikten korktuğunu görmekteyiz. O nedenledirki bütün planlarını gençliği yozlaştırmak, inançlarımızı, değerlerimizi bozmak, nesli ifsat etmek ve ekini ifsat etmek üzere kuranlar. Sinemadan, televizyona, yazılı basından, görsel medyaya, sosyal medyadan, şans oyunlarına, kumara, uyuşturucuya kadar bütün araçlarını seferber etmiş durumdalar.
Medeniyet davasının yükünde ortaklaşmayı, yaptıkları tüm işlerde , yöntemlerde uzlaşmayı ve önce ben, öncü ben fısıltısını zihinlere üfleyen, nefisten uzaklaşmayı gerektirdiğine inanmış.İstişare şartını yerine getirme bilincine sahip bir şekilde Kaos sürecini aşmak, Doğrunun yanında olarak dünyaya yeni bir söz söylemek için böyle bir örğütlü yapı içerisinde bulunarak çalışmaktayız. Hiç tanışmadığımız ama çok iyi tanıdığımız her renkten ve her ülkeden yol arkadaşlarımız var. Dava dostlarımız var. Örgütlerimizin, ülkelerimizin, isimleri farklı olsa da ilkelerimiz ve değerlerimiz aynıdır. Biz sonunda ferah ve hidayet(haklı) olan bir yolculuğa farklı yollardan aynı ufuk ve kararlılıkla gitme iradesine sahip gençlerin, meziyetlerine ve maharetlerine güven duyan bir medeniyetin mensuplarıyız. Aziz olanın hor görüldüğü geçici ve marayani olanın yüceltildiği bir dünyada mazeretlere sığınan değil, ağtiyi ihya edecek gençler sizlersiniz, bizleriz, bunu için çalışıyoruz. Entellektüalizm saplantısına ve atıllığın sarkacına sıkışmadan, amaçsızlar girdabına kapılmadan fıtratın sesini kısan, parazitleri ortadan kaldıracak olan nesilleriz.
Eksenimizde Millieğitim çalışanları özlük haklarının iyileştirilmesi konusu her zaman vardır ve var olacaktır. Çalışma hayatı her zaman problemler doğurur ve çalışma hayatında insanların savunmasız kalmaması adına düşünülmüş, planlanmış, kurulmuş bir yapıyız. Bu manada kuruluş kanunlarımıza, yönetmeliklerimize, yetkili sendika sıfatlarımıza uygun davranışlar geliştirip eğitim camiasının tamamını kucakluyoruz. Biz şuan Tokat’ta ülke genelindeki tüm arkadaşlarımız ile kendi illerinde aynı süreçlere tabiyiz. İçinde bulunduğumuz dönemin en önemli konusu bizi ülke olarak yalnız bırakmalarıdır. Bizim üzerimizde her türlü hesabın yapılmasıdır. İyilik örgütleriyle ilgili örgütleşme süreçlerinde ciddi sıkıntılar var. İyiler örgütlenemiyor ve örgütlü yapılarının kıymetini bilmiyorlar. Daha iyi hale getirebilmek için efor sarf etmiyorlar. İyiliklerin kendiliğinden ortaya çıkacağını zannediyorlar. Böyle bir düşünce yok. İyilik kendiliğinden ortaya çıkmaz.
Kendiliğinden ortaya çıkan tek şey kötülüktür. Kötüler gece gündüz plan yapıyorlar. Bu hesaplarda bizim gençlerimizi, eğitim süreçlerini, ailelerimizin tamamının planlarını yapıyorlar. Bugün elimizdeki müfredat üzerine bu dünyanın süper güçleri dahil olmuşlardır. Türk Müslüman çocuklarını böyle bir süreçten geçirmeliyiz diye. Kendi müfredatını oluştururken bile ağzını açıp sağa sola bakan bir anlayış, bir Millieğitim politikası son derece sakıncalı bir şeydir. Evet biz şuan ağzımızı açmış sağa sola bakıyoruz. Kendi dinamiklerimizi ön plana çıkartacak kurgunun, hayallerin içerisinde olamamışız. Hala müfredatın değiştirilişi bu toplumda en zirvedeki konulardan birisi olarak konuşulur. Yeni hal ve eski hal kıyaslaması yapıldığı zaman ise yine bir memnuniyetsizlik ortaya çıkmaktadır. Eğitim ve öğretim faliyetlerinin bu ülkede düzgün bir şekilde kalite analizi son derece kötü durumdadır. Bunu biz yoklayarak ciddi manada ön plana çıkardık ve her yıl yenisini çıkardığımız ‘Eğitime Bakış 2017’ raporumuzda eğitimin tüm boyutlarıyla ilgili değerlendirdiğimiz , bilimsel verilere dayandırdığımız raporları açıkladık ve açıkladığımız raporlar şuan Türkiye’de konuşulan en önemli raporlardan bir tanesi çünkü bu tarzda başka bir rapor yok. Bu çok ciddi bir özveri, akademik çalışma, arazi taraması ve karşılığında herhangi bir şey beklenilmeden eğitim politikasına yön veren kişilerin, kurumların, Millieğitim bakanlığının, Millieğitim işleriyle ilgilenen genel müdürün, başbakanlığın ve hükümetin, şehrimizin önde gelen siyasetçilerinin, gündemine sokulmak için çalışılan faaliyetlerdir.Ancak bu işin sorumlusu müfredat yetkilileri ayakları direnmiş bir şekilde bu tür raporlara kapalı insanlar. Yoklar yani. Bakıyorlar olmadıysa yeniden yapıyorlar. Bozuk olanı yapmaya çalışıyorlar. Bozuk olanı yapan yapabilseydi zaten düzgün bir şekilde yapardı veya düzgün bir şekilde usul belirleseydi yapabilirlerdi. Ama malesef düzgün bir yöntem belirlenmediği için aynı yöntemlerle aynı sonuçlara gidiyorlar ve tekrar başarısız oluyorlar.
Teog ve ygs ile ilgili yapılan değişiklikler 2 ay içerisinde iki sefer, üç sefer tekrar değiştirildi.
Adı eğitim ise eğitim ile ilgili tüm bilimsel verilerin yan yana getirildiği çalışmalar yürütülmeli, eğitim sendikaları bunların içerisinde yer almalı ve bu süreçler bu şekilde yürütülerek ortaya güzel şeylerin çıkması sağlanmalı.İstişarenin dinimizdeki önemine bir bakılmalı.
Hatalar yinede olabilir ve bunlar zamanla telafi edilecek şeylerdir. Herkesin sahip çıkabildiği yöntem ancak herkesin kabul ettiği yöntemdir. Şuan ki Millieğitim bakanlığı politikalarımız bundan yüz yıl önceki ‘ben yaptım oldu’ mantığı ile yürütülemez. Bu ülkenin bu konularda kafa yoran sivil yapılarının hiçbir tanesi bu süreçlere dahil edilmiyor. Oturdukları odadan ilgili genel müdürler, büro şefleri, şube müdürleri, millieğitim müsteşar ve müsteşar yardımcıları kendi işlerinde bir karar verip herkesin onu uygulamasını istiyorlar. Bizde eğitim çalışanının sınıfta emek veren, göz yaşı döken, çocukları için her gün dualar eden, tebeşir tozu yutan, bu konulardaki bütün sıkıntıları kendince gözlemleyebilen bütün arkadaşlarımızın görüşlerini toplayarak doğrusunun bu şekilde olması gerektiğini anlatıyoruz. Bir Hadis-i Şerif vardır ‘Bir Müslüman kötülükle karşılaştığı zaman önce o kötülüğü eliyle def etmeye çalışmalıdır. Eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle bu kötülüğe karşı duruşunu ifade etmelidir. Eğer bunada gücü yetmiyorsa kalben buğuz etmelidir’ biz bu hadis-i şerifi toplum yönetimine getirdiğimiz zaman siyaset eliyle düzelitir. Bizim gibi sivil yapılar ise bu işi dili ile çözmeye çalışan, çalışmalarını ortaya koyup bunu isteyenlerdir. Biz dilimizle bu doğruları söylemeye çalışıp düzeltilmesini isteriz. Düzeltirlerse düzeltirler, düzeltilmezse biz sendikacılığın ve Müslüman kimliğimizin vermiş olduğu duruşla ve ifadelerle bunun üzerinde eleştirmeye ve yıpratmaya devam ederiz. Baskı örgütüyüzdür. Hatır gönül arka mahalle örgütü değilizdir.
Konuştuğumuz konu eğitimdir, eğitim üzerine yapılan yatırımlardır, gelecekte ülkemizi emanet edeceğimiz insanların nasıl eğitileceğidir. Onun için bu mevzu beni ilgilendirir, ben millieğitim bakanıyım gibi davranışlarla yürütülemez. Oturduğu yerden kimse bu işi yapamaz. Bunu yapacak olan kişiler arazide tebeşir tozu yutan öğretmenler, eğitim çalışanları, sendikalardır. Bunlar çıkmalı ve konuşmalı diye bekleriz ve onların sesi olmaya çalışırız. Buradaki temel konu budur.
Tabiki dünyada üzerimize yönelik olumsuz hesaplar yapan, geleceğimize ket vurmaya çalışan , gençliğimizi yetiştirdiğimiz her süreçte bizim karşımızda yer alan, olumsuz müstekbirlere karşı sendikamız olarak dimdik ayakta durmaya çalışmaktayız. Onlara karşı bu ülkenin ve bu ümmetin sesi olmaya çalışırız. Onları çağın bize vermiş olduğu sorumluluk gereğince onlara verebileceğimiz en sert tepkiyi verip ‘bizi bize bırakın’ önce Ümmed namına bunu böyle söyleriz. Sonra insanlık namına bunu böyle söyleriz, sonra Tokat’lının namına bunu böyle söyleriz. Buna yönelik hiçbir mesafe kat edemedik ve edemeyiz. İçimizdeki yabancı hizmetkarlarındanda, içimizdeki kötülük örgütlerindende, değiliz ve onlarla hiçbir işimiz olmaz. Biz onların sesini kısmak için varız. En örgütlü ses, en yüce ses olma adına gençliğimizi daha iyi yerlere getirebilmek için sürekli bi dinamizm içerisindeyiz. Onun için şeytan taşlamaktan fırsat bulursak tavaf ediyoruz dediğim cümlenin diğer tarafına geldim ve şuan Tokat ili genelindeki bütün lise öğrencilerini muhatap aldığımız ama nihayetinde oluşan gruplar ekseninde baktığımız zaman 1600 öğrencimizi direkt ilgilendiren, başlarında öğretmenlerinde olduğu bir çalışma içerisindeyiz. Projemizin ismi ise ‘Bilen ve bilge nesil’ dir. Bu proje kapsamında okullarımızda on’ar kişilik gruplar ve başlarına bir öğretmen arkadaşımız bu çocuklarımızın sorumluluklarını almış olarak komisyonlarımızın verdiği kitaplarla dört ay boyunca çalışma sürdüreceğiz. Dört kitap belirledik ve bunlar ‘Aliya İzzetbegoviç, Malcolm X, Mehmet Akif İnan ve Rasim Özdenören’in Müslümanca Düşünmeler Üzerine Denemeler’ adlı kitabıdır. Öğrencilerimize bu kitapları okutturuyoruz ve onlarla beraber oluyoruz. Öğretmenlerimiz başlarında olarak kritiğini yaptırıyoruz. Bu kişilerin hayat mücadelelerini öğrenmiş oluyorlar ve onların üzerinden kitaba ve o kişiye dair yorumlarını katarak birer kompozisyon yazıyorlar ve bu sürecin sonunda kompozisyonların hepsini toplayıp, değerlendirip birincisini seçmiş bulunuyoruz. Birinci, ikinci ve üçüncülerine derecelendirmeler yapılıyor ve değişik ödüllendirilmelerde bulunuyor. Amacımız bu gençliğin içinde bulunduğu sisli ve burhanlı çağda olumsuz şeyler ve etkileyici konulardan çıkarıp, onları iyi bir noktaya getirebilmek. Bunun için bir çok koldan çalışıyoruz. İl ve ilçe teşkilatlarımızın tamamı bu işle ilgili görevlidir ve bütün mali boyutunu kendimiz sendika bütçemizden karşılıyoruz. Bu işlerde rol alan bütün öğretmen arkadaşlarımızın başka bir hakkı daha var oda bu toplumun onlara saygı duymasıdır. Öğretmenin ve eğitim ortamlarının çok kıymetli ortamlar olduğunu bu ülkede herkesin anlaması gerekiyor. Bu konuda lüzumlu, lüzumsuz bir sürü cümleler dönüyor, bir sürü yanlış hareketler söz konusu. Kişiler üst bürokraside olsun, velide olsun bu konularda çok insafsızca davranabiliyorlar. Öğretmene şiddeti ciddi manada protesto ediyoruz. Öğretmeni değersizleştirme cümleleriyle ilgili davranışları protesto ediyoruz ve onlara karşı sürekli eylemler içerisinde bulunuyoruz. Bir öğretmen arkadaşımız İzmir Ödemiş’te ateşli silahla öldürülmüştür ve bununla ilgili bu ülkenin millieğitim bakanı, millieğitim müsteşarı ve üst boyutlu siyasetçileri bu olayla ilgilenmediler ve geleceğe dönük yapılacak olan eğitim planlarında öğretmenlerin bu kadar hor görüldüğü zamanlarda kişilere karşı öğretmenlere sahip çıkmayarak hangi gelecek üzerine siyasi ve bürokratik hayallerini neyin üzerine otutturmaya çalışıyorlar.
Biz böyle bir hayatın gelecekte bizimle uzlaşamayacağını, bunun tamamen dışlanacağını, toplum nezdinde düşük ipler olarak kalacağını düşünerek şimdiden gelecek nesillerin yetişmesinde olumsuz katkı sağlayacak arkadaşların bu işi bırakmalarını bu işi berecemediklerini ifade ediyoruz. Bu cümlelerimi bire bir eğitim çalışanlarına karşı yanlış tutum sergileyen ve onların yanında yer almayan, onların kimliğini değersizleştirmeye çalışan herkese söylüyorum ‘Size ihtiyacımız yok, bu işi bırakın ve gidin.’ Çalışmalarımızı bu eksende tutmaya çalışıyoruz, en nihayetinde baskı örgütleriyiz. Sivil toplumlar olarak yürüttüğümüz her çalışmanın içerisinde hakkı ve adaleti en ön planda konuşuruz. Süreçlerimizde çok açık konuştuğumuz için değerli basın mensubu arkadaşlarımız bizleri bu eksenlerde hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Bu şekilde de bu güne kadar da her geçen gün büyüdük ve daha büyük bir sendika olmanın hesabınıda her zaman yapıyoruz, Tokat’ta beşbin üyemiz ve Türkiye geneli dörtyüzbine yakın üyemizle eğitimcilerin sesi olmaya çalışırken bir taraftanda sahip olduğumuz en kıymetli medeniyetin evlatları olarak o medeniyetin bir gereği olduğunu düşündüğümüz daha iyi nesiller yetiştirmek için gayret içerisindeyiz.

f2d86133-dbc4-4ad9-b17b-873e4011f8cc

2df9e61a-2064-456d-b431-b63f3944c98e

adb51470-191e-4682-bff8-f1781bd52c84

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.