Ana Sayfa Manşet, Merkez, Tokat Haberler 31 Mayıs 2018 216 Görüntüleme

ZENGİN CNNTURK TE YENİ SİSTEMİ ANLATTI

Yaklaşan 24 Haziran Erken Genel Seçimler ve Cumhurbaşkanlığı Başkanlık sistemi seçimleri öncesi adaylar seçim çalışmalarını sürdürüyorlar. Ak Parti Tokat Milletvekili Adayı ve Cumhurbaşkanı başdanışmanı Av. Özlem Zengin önceki akşam CNN TÜRK televizyonunda katıldığı bir programda seçim çalışmalarından bahsederken ağırlıklı olarak cumhurbaşkanlığı başkanlık sistemi ile ilgili bilgiler verdi. Modüratörün, Gittiğiniz yerlerde sadece sistemimi anlatıyorsunuz yoksa vaatlerinizimi anlatıyorsunuz sorusuna verdiği cevapta Özlem Zengin;
VATANDAŞ KENDİSİNE YAKIN SİYASETCİ İSTİYOR
“Ben sadece Ak Parti’de siyaset yaptım, bugüne kadar. Yaptığımız seçimlerin tamamını hatırlıyorum, başından itibaren sürecin içerisindeyim. Galiba biz sadece vaade konsantre olan bir parti olmadık. Türkiye’nin şartları da buna müsaade etmedi. Belli bir denge içerisinde götürmüş olduk. Ama asıl mesele ilkesel olarak nerede duruyoruz? neyi savunuyoruz? Yani bütün yapacağımız işlerin altında hangi saik var. Neyi nasıl planlıyoruz? Çünkü sizin yol haritanızı belirleyen şey, sizin düşünce sistematiğimiz, bu partinin sistematiğinde ne var? Önce onu anlatarak biz yola devam ettik bugüne kadar. Ve onunla beraber, projelerle beraber tamamlandı, birbiriyle örtüştü. Bugün’de ben Almus’ta bir ilçemizde kampanyanın devamı için oradaydım. İlk anlattığımız şey bu sistem. Bu sistem ne getiriyor? Nasıl bir, uygulaması olacak. Hem seçim esnasında nasıl olacak, hemde seçimden sonra neler getirecek. Önce yeni olanı anlatmaya gayret ettik. Elbette gittiğimi yerlerde talepler var. İnsanların sıkıntıları var. Onların soruları var. Siyasetçi olarak bunların cevaplamamız gerekiyor. Tabi ki devamlılık içeriyor siyaset, geçmişte yaptıklarınız, insanlar size hesap soruyorlar, işte yolumuz kaldı, yapıldı, yapılacak mı, doğal gaz gelecek mi? yani hem yereldeki sorulara cevap veriyorsunuz. Sanki bir yerel seçimmiş gibi. Hem büyük projeleri anlatmak zorundasınız. Hemde Türkiye’ye dair genel siyaset perspektifini ifade etmek zorundasınız.”dedi Madem yapacaksınız, neden şimdi yapmıyorsunuz? sorusu size hiç soruluyor mu?şeklindeki bir soruyada “: Ben onu hiç duymadım. Fakat en çok duyduğum şey daha çok gelecek misiniz? Seçildikten sonra burada olacak mısınız? sorularını daha çok duyuyorsunuz. Benim anladığım, seçmenlerimizin bize daha hızlı ulaşmak istiyor. İyi günde, kötü günde bir arada olabilmek, temas etmeyi daha çok önemsiyorlar. Aslında kendilerinden birisini istiyorlar vekil olarak.”dedi Yargı ile ilgili sorulan: Muhalefet, Ekonomi’de ve Demokraside geriye gidiş olduğunu belirtiyor. Peki sizce böyle bir durum var mıdır? Cumhurbaşkanın seçilirsem daha bağımsız bir yargı olacak, sözlerine dayanarak, şuanda bağımsız bir yargımız yok mu? 25 Haziran sabahı nasıl olabilecek, olabilecekse şimdi neden yok? Ne yapacaksınız da olabilmesini sağlayacaksınız ve bunu seçmene nasıl anlatıyorsunuz? Şeklindeki soruya da verdiği cevapta,
12500 YARGIÇTAN 4500 İHRAÇ EDİLDİ
“Ben bir hukukçuyum. Hayatım adalet arayışı içerisinde geçti. Kendi hayatımla da ilgili olarak çok mücadeleler verdim. Bunun devamında aslında siyasete gelmiş oldum. Türkiye’nin yargı sistematiğinde ben içinde bulunduğum andan itibaren, hep sorunlar vardı. Biz bu sorunların tamamını değilse bile, çok önemli boyutunu çözdük. Bugün itibariyle baktığımız zaman aslında yargı ile ilgili daha iyi olan arayışın ben hiç bir zaman biteceğini zannetmiyorum. Bu devamlı gelişen bir süreç. Fakat biz bunları yaparken Türkiye çok önemli bir problemle karşılaştı. Fetö terör örgütü ülkede bir darbe girişiminde bulundu ve en hedef aldığı yerlerlerden birisi de yargı camiasıydı. Türkiye’de 12.500 tane yargıçtan 4.500’ü ihraç edildi. Böyle bakıldığı zaman bu çok büyük bir şey aslında. Türkiye acısından çok büyük bir yara aslında. Ama tüm bunlara rağmen çok hızlı bir şekilde hem Hakimler Savcılar Kurulu hem Adalet Bakanlığı el birliği içerisinde elbette Baroları da koymak lazım. Burada ortak bir çalışma olduğunda düşünüyorum. Beraberinde bu yarayı sarmak için çok büyük bir gayret oraya koydular. Yani buradaki mesele aslında Türkiye’de çok hasarlı bir yargı olduğunu düşünmüyorum. İşleyişle ilgili problemler hep vardı. Ama bu yapı içerisinde iyiyi arayan Hakimler, Savcılar, Baro çalışanları her zaman mevcuttu. Çokta büyük bir haksızlık yapmak istemiyorum. O yüzden Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasında, bende oradaydım. 6 Mayıs’ta yaptığı konuşmada, adalet arayışı ile ilgili olarak aslında şunu ifade etti. Yani herkesin, bize oy veren yada vermeyen herkesin adaletten memnun olacağı bir sistem içerisinde var olmasını sağlamak için gayret göstereceğiz. Böyle bakıldığı zaman bu, var olan ortaya çıkan problemleri her daim çözmek üzerinde yeniden programlanmış bir sistemden bahsediyoruz. Yoksa muazzam bir şeyden bahsedemeyiz. Türk yargısıyla ilgili olarak, tarafsız olmadıklarını Hakim ve Savcıların tesir altında kaldıklarını asla söyleyemeyiz. Bu manada bakıldığı zaman ben, yargıyı her zaman, her daim aslında bağımsız bir güç olarak görüyorum. Ama geçmişten itibaren, problemleri vardı. Belli bir yerde durma geleneği vardı. Bugün artık geldiği noktada çok daha bağımsız olduğunu ben görüyorum. Ama işleyişle ilgili sorunlar var. İstinaf mahkemeleri kuruldu, henüz istediğimiz aşamaya gelmedi. Hala yargı üzerinde çok büyük bir yük var. İş yükü anlamında söylüyorum. İşleyişle alakalı belki sorunlar var. İşleyişle ilgili yargının kendi mensuplarının, hakimlerin, savcıların, avukatların konumlarıyla alakalı sorunlar var. Bunlar bence tamamlanabilir şeyler, yani tarafsızlığı engelleyen bir durum değil. İşleyişin hızlanması, teknik manada hızlanmasıyla alakalı yapmamız gerekenler var diye düşünüyorum. Özgürlüklerle ilgili bir soruda: “Daha fazla Demokrasi, daha fazla özgürlük deniliyor. Bazı şeyler yaptığı için hakkında göz altı yada tutuklanmış insanlar bulunuyor. Hakkında soruşturma dahi açılmış değil, doğrudan tutuklanıyor. Mesela iddianamesiz aylarca ceza evinde kalabiliyor. Diyeceksiniz buna biz karar vermiyoruz, yargı bağımsız ama tepki konulabilir. Ak Parti cephesinden bu konularda gelen bir tepki göremiyoruz. 25 Haziran’da ne olacakta tepki koyabileceksiniz?denilmesi üzerine av. Zengin
SINIRSIZ BİR ÖZGÜRLÜKTEN BAHSEDEMEYİZ
Aslında insanlar fevkalade rahat konuşuyorlar ben öyle görüyorum. Bazen Twitter’da şahsımla ilgili yazılanlara bakıyorum. Ben uğraşmak için bile vakit bulamıyorum. Twitter’da yazarken, hiç tanımadıkları insanlarla ilgili bakıyorum, ekşi sözlükte yazılar yazarken insanlar fevkalade özgürler ama bunun bir sınır olmalı. Sınırsız bir özgürlükten bahsedemeyiz. Birisinin sınırının başladığı yerde, bir başkasının sınırının muhakkak ki sınırının bitmesi gerekiyor. Siyaset mevzu bahis olunca, bazı değerlerin çıtasının aşağıya çekilme ihtiyacı duyuluyor. Yani siyasetçi daha fazla hakaret işitebilir. Siyasetçi sanki daha fazla aşalanmaya maruz kalabilir. Neden böyle olsun? Yani herkes eşittir. Siyasetçi dediğimiz, bir akademisyen, bir avukattan, bir doktordan daha farklı bir şey değil. Her birimiz bu eleştiri sınırının bir dozda olması lazım. Ha burada şu var, yargı harekete geçtiği andan itibaren ki, bunlarla alakalı olarak da şikayetten ziyade muhtemelen savcılık kendiliğinden harekete geçiyor. Bununla ilgili işlem yapıyor. Ben şahsen bunlarla ilgili olarak, yapılan işlemlerde tutuksuz yargılamayı esas olarak önemsiyorum. Tabi ki haklarında soruşturma olabilir, bunlarla ilgili inceleme olabilir ama bunların tutuksuz olması şahsen benim kendi adıma bir Avukat olarak arzumdur. Demokrasi ile ilgili söyleyeceğim şeyde şudur; Bu sistem, şuanda içinde bulunduğumuz sistem aslında daha seçim süreci başlar başlamaz, bence bunu ortaya koydu. Hatırlarsanız, bir sizinle yaptığımız programda daha henüz referandumdan geçmemiştik ve bir taraftan Türkiye’de bir hayali anlatıyorduk. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı sistemi geldiği zaman seçim kampanyaları daha renkli olacak, daha fazla adaylarımız olacak diye anlatırken ama muhalefetten, Türkiye Padişahlığa gidiyor, tek ses olacak gibi iftiralar, ifadeler vardı. Bugün geldiğimiz noktada aslında yaşadığımız ortam daha fazla demokrasinin bir yansıması bana kalırsa. İlk defa Türkiye’de 6 tane Cumhurbaşkanı adayı var. 3 tanesi meclis kanadıyla geldi. 3 tanesi yüz bin imza ile geldi. Hatta onun hiç hayata geçemeyeceği söyleniyordu, eleştiriliyordu. Fevkalade kolay oldu. Çokta rahat bir şekilde hayata geçti ve böyle bakıldığı zaman bunların her biri demokrasi algısının yükselmesi ile alakalı ve büyük bir ihtimalle meclisteki aritmatiğe baktığımızda bir ön görü olarak en az 5 partisi olan bir meclis aritmatiği bizi bekliyor. Farklı siyasi partilerden sesler. İşte bunların, hepsi bu çıtanın, demokrası çıtasının yükselmesi ile alakalı bir tablo”dedi. : Proğram sunucusu O 5 parti hangisi olabileceğini tahmin ediyorsunuz dedi Zengin verdiği cevapta “İttifak içerisinde olan partiler içerisindeler zaten, yani MHP var, Ak Parti var, Büyük Birlik Partisinin adayları var bizim listemizde biliyorsunuz. Diğer tarafta, Saadet Partisi’nin adayları var. İyi Parti var, CHP var. Muhtemel olanlar bunlar. Yani onların barajla alakalı bir sorunu kalmadığı için, aldıkları oy oranına göre milletvekili çıkarma şansları var. Böyle bakıldığı zaman çok renkli bir meclis aritmatiği bizi bekliyor olacak”dedi. HDP’nin barajı geçip geçemeyeceği şeklindeki soruya da Zengin: Bunun için net bir şey söylüyemem. Anketlere de bakıyorum. Bazı anketlerin geçtiği, bazı anketlerin geçmediğini gösteriyor. O yüzden net bir şekilde şöyledir diyemem. Ama en azından minimum olarak baktığımızda, çok renkli bir meclis aritmatiği bizleri bekliyor olacak. Bu şunu getiriyor Türkiye’de Bir tarafta parlemento açısından durum böyle, ama diğer taraftan da Cumhurbaşkanı seçilmek için de %50+1 almak gerektiği için tek bir siyasi ekol, tek bir fikir artık az geliyor seçilmek açısından. Zaten Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar gereği bence fevkalade daha demokratik bir cıtaya gelmiş oldu. Daha çok insanın dinlendiği, daha çok ekibin ikna edilerek oy alındığı bir noktaya gelmiş durumda. Bunu ben çok şey buluyorum yani, zenginleşmiş bir demokrasi algısının neticesinde gelinen bir sonuç olarak görüyorum.”dedi. “Kafanızda bir milletvekili sayısı var mı? Şeklindeki soruya da zengin
300 ÜZERİ BİR MİLLETVEKİLİ İLE GELMEYİ HEDEFLİYORUZ
Bir sayı yok kafamda. Ama bizim hedeflerimiz var. Bizim hedeflerimiz 300’ün üzerinde bir milletvekili sayısı ile gelmeyi hedefliyoruz. Bunun için gayret sarf ediyoruz. Şimdi biliyorsunuz, iki tane sandık var. Bu iki tane sandık seçmene iki ayrı soru sormanızı beraberinde getiriyor. Şuan gördüğümüz tablo cumhurbaşkanlığı seçimi ile alakalı çok daha net, çok daha cevabı belirgin bir sonuç var. Ama biz daha güçlü olabilmek için, yürütmenin elini güçlendirmek için yasamada da güçlü gelmek adına 300’den daha fazla milletvekili ile gelmek için bütün arkadaşlarım bulundukları yerlerde büyük gayretler sarf ediyorlar. Hedefimiz böyle olacak.” dedi. Şirin Payzır’ın sorduğu Yeni sistem, daha farklı görüşten siyasi çizgileri bir araya getirecek dediniz? Şimdi Ak Parti’ye baktığımız zaman, eski dönemde heyecan yaratmıştı. Alevi adayı vardı, Ermeni adayları vardı, Kürt adayları vardı. Baktığımız zaman bölgede önemli Kürt milletvekillini bu sefer aday gösterilmedi. Ak Parti kendi renklerinden vazgeçti mi? Cumhurbaşkanı daha önce bu kurulacak olan meclisi, birinci meclise benzetiyorum demişti. Diğer renkler nasıl temsil edilecek “şeklindeki soruya yanıt veren milletvekili adayı Zengin: “Geçen seçimde Markar bey vardı, 25., 26.dönemde vardı şimdi de adayımız ve seçilecek yerde. Yine İstanbul bölgelerinde Alevi hanım arkadaşlarımız var. Daha evvelde vardı. 25. dönemde Ak Parti Kadın Kollarında görev yapan Alevi arkadaşlarımız vardı ve yine listedeydiler. Elbette Kürt arkadaşlarımızda var. Fakat kamuoyu hepsinin isimlerini bilmiyor olabilir. Ama siyaset bir taraftan, mevcuttu korumak bir taraftan da yeni isimleri milletvekili olarak parlementoya kazandırmak üzere kurulu. Ak Parti bir Türkiye partisi, öyle olduğu için de muhakkak suretle matematiğini çok iyi hesaplıyor. O Matematik olmadan seçime gitmenin mümkün değil. Kadın dengesi, gençler, İstanbul’u hesap yaparken siz, ben Tokat’lıyım ama bir İstanbul’da Tokat’ta var yani. Bir bakıyorsunuz Trabzon orada var. Sivas orada var. Onlarla ilgili dengeleri göz etmek, demografik yapıyı gözetmek son derece önemli. Böyle bakıldığı zaman biz bunun matematiğini çok iyi hesaplıyoruz. Yani o olmadan seçimi kazanamayız. Daha evvel konuştuğumuz da da Biz referandum sürecine giderken, muhalefetin yani Hayır cephesinin en önemli tezlerinden bir tanesi parlementonun kapısına kilit vuruluyor efendim parlementonun hiç bir önemi kalmıyor. En çok bunlar söyleniyordu. O zamanda söylediğimiz, bugünde söylediğim, ben 25. dönemde seçilip parlementoya girdim. Mecliste bir milletvekilinin ne kadar gücü var, ne kadar yok bunu görme imkanım oldu. Benim en önemli tespitim parlementoda milletvekilleri kendilerine çok büyük bir önem, değer atfederek oraya geldikten sonra enteresan bir şekilde mutsuz oluyorlar. Çünkü yapmaları gereken şeyle alakalı ellerinde o kadar güç yok. Bunun en önemli göstergesi biliyorsunuz parlementer sistemde, mevcut geçmişteki sistemde kanun yapma erki, bakanlar kurulu üzerinden kullanılıyordu. Yani %98’i bir kanun tasarısı olarak geliyordu. Hal böyle olunca da milletvekillerinin kanun yapma erkininde çok ciddi bir fiilen uygulanamama hali vardı. Böyle olunca, bakıyorsunuz mecliste toplumdan çok daha fazla ayrışma, ben şahsen baktığım zaman gündelik hayatın içerisinde bir ayrışma görmüyorum. Ama parlementoya baktığınızda safların çok katı bir şekilde ayrıştığını görüyorsunuz o sistem içerisinde, bugüne geldiğimizde bu yeni modellemede, yine hayata geçtiğinde göreceksiniz. Hangi siyasi partiden olurlarsa olsunlar, parlemontada milletvekilleri yürütmeye dahil olacaklardır.) Bunun yanı sıra seçilen Cumhurbaşkanının işinin zorlaştığını düşünüyorum. Ama Türkiye açısından baktığımızda çok daha güçlü parlemento, bu manada tabandaki sesin yasama üzerinden yürütme tarafından daha çok dinlenmesine vesile olacak ve başka bir denge karşımıza çıkmış olacak. ve parlemento çok daha önemli hale geliyor.”dedi.
Moderatör Bir başka soruda” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve sizlerin danışmanlarının bu başkanlık Cumhurbaşkanlığı sistemine dönerek yanlış yaptık . Nereden çıktı bu %50 arttı bir, yapmasaydık keşke dediğiniz doğru mu ?”dedi: Zengin verdiği cevapta” Tabi ki hayır, hiç yok böyle bir şey çünkü bu bir sürpriz değil, yani zaten ben anayasa yapım sürecinde aktif çalışmış birisiyim, biz çalışırken bunların her birine aslında ön görerek çalışmış durumdayız. Bu anlatılan resim AK Parti için, zorluklar barındıran bir durumdur, ama Türkiye için muazzam bir zenginlik, muazzam bir güzellik barındırıyor. Yani AK Parti bu değişimin kendisi için yapmadı ki eğer kendisi için yapmış olsaydı, AK Parti’de Sayın Cumhurbaşkanımız zaten Aynen yola devam ederdik. Zaten kazanacağımız aşikar yani, 36 ila, 40 ila, 42 ile, 49 la yola devam etmek mümkünken neden çıtayı daha yükseğe taşıyorsunuz? cevap çok basit bir Türkiye için olan bir şey böyle olduğu takdirde bir defa katı bir kuvvetler ayrılığı geliyor yani yasama yürütme ve yargı arasında Özel Kuvvetler ayrılığı dengesi ortaya çıkıyor. Ve bu katı kuvvetler ayrılığı beraberinde biraz evvel ifade ettiğim gibi daha güçlü parlamento içeride Belki daha çok siyasi Parti. Ama her şeye rağmen yürütme karşısında daha güçlenmiş bir yasama ve o yasama Tabandan gelen milletten gelen iradeyi daha doğru bir şekilde yürütme karşısında temsil etme ve dengeleme imkânına sahip olacak bunların hiçbirisi sürpriz değil, bunlar da düşünülmüş tartışılmış planlanmış şeyler. AK Parti için kendi içinde zorlukları olan ama biz İddaa sahibi partiyiz bunu açabileceğimizi biliyoruz. Buradan geçtiğiniz takdirde Türkiye için fevkalade iyi bir netice olacağının kanaatindeyiz.” SORU: Diyelim ki Bir simülasyon yürütelim; Cumhurbaşkanı Erdoğan kazandı diyelim ama güçlü bir şekilde HDP’nin de barajı aştığını düşünelim. 340’larda bir meclis kombinasyonu oluştu. Ne olacak? Cumhurbaşkanı açıklıyor, Başbakanımı kendim seçecem diyor, bir ofis sistemi getirecem diyor bu nasıl olacak? Zengin” Kanun yapımı sadece mecliste artık, bu yeni sistemde yürütmenin hiçbir şekilde kanunu yapma gücü yok. Mesela kanun hükmünde kararname dediniz kanun hükmünde kararname yapma gücü de hiç yok. Cumhurbaşkanı yapabilir mi? diyecekseniz de cumhurbaşkanı kanun hükmünde kararname yapamaz, kararname ancak çıkarabilir. Yani artık Cumhurbaşkanı seçilen kişi ile ilgili bir sıkıntısı varsa, beğenmiyorsa, farklı bir görüşü varsa mecliste çoğunluğun o zaman bu konuya dair kanun düzenlemesi yapabileceğini ifade ettim. Yani burada Aslında Cumhurbaşkanı üzerinde çok ağır bir sorumluluk var hem yürütme, hem herkesi harekete geçirecek, işletecek ama aynı zamanda da biraz rahat deyimi ile meclisin önünden geçecek. Yani meclise ikna edip yapmış olacak, tabii ki Sayın Cumhurbaşkanımız Yani şu anda buradan baktığımızda Ben de bu kadar ayrılık, seçim görmüş birisi olarak çok rahatlıkla Sayın Cumhurbaşkanımızın kazanacağını görüyorum, Allah izin verirse, çok rahat bir şekilde biz seçimden geçeceğiz. Bende işte cumhurbaşkanı, yardımcıları belirleyecek, bakanları belirleyecek, bakanları artık biliyorsunuz milletvekili olmayacaklar, bu sistemde. Meclisten olurlarsa da istifa etmeleri gerekiyor, böyle bakıldığı zaman bunu anlatılması çok iyi görüyorum. Çünkü bir canlandırma yapması lazım, seçmen nezdinde nasıl bir şey yapacak ekonomi nasıl olacak, diğer bakanlıkları biliyorsun sayı olarak azalacak onların birer ofisleri olacak, belki Cumhurbaşkanlığı külliyesinin içerisinde olacak, bakanlıkların Belki bir kısmı böyle şekillenmiş olacak, böyle bakıldığı zaman bu dengeyi gözeterek yürütülmesi lazım. Hadi diyelim ki Amerikan sisteminden farklı olarak da sizinle de konuşmuştuk bunu, yani Türkiye’de şartlar hiç gidemeyecek, kim gelirse meclis aritmetiği açısından kendi süresini yakmak pahasına seçime gitme imkanı da var ama bu bence çok ama çok Elzem şartlarda kullanılabilecek bir durum olur.” PAYZIR: İlk defa denenecek olan bu olayda oldu ki bir koalisyon kuruldu, ilk defa işleyecek olan bu süreç nasıl işleyecek nasıl tamamlanacak.” Dedi Milletvekili adayı Özlem Zengin: Bir koalisyon deme şansımız asla yok ve imkanımız da yok. Daha doğrusu neden koalisyon dediğiniz şey yürütme ile alakalı bir şeydir, yürütme ile alakalı Yeni yasama erkinin içerisinden Biz buradan hükümet çıkmayacağı için birisi olduğunu asla söyleyemeyiz. Bizim söyleyeceğimiz şey Sandığa gittik oylarımızı verdiğiniz andan itibaren Cumhurbaşkanını kim olduğu belli olduğunda hükümet Belli oluyor zaten. Seçilen Cumhurbaşkanı açısından yönetimi adına içinde zorlukların duruyor ama bu bir çatışma olunca ikna edemeyeceğim anlamına gelmiyor. Her halükarda fakat öyle bir şey olabilir ki Belki zaman içerisinde hemen olma ihtimali yok, zaman içerisinde bakılır şartlar durumu nasıl olacak O ancak gelecekte verilebilecek bir karar yoksa bugünden Eğer siz bugün ben kaybetme ihtimali üzerine bir hesap yaparsanız kazanma şansınız yok yani şu anda bizim bütün konsantrasyonumuz Sayın Cumhurbaşkanımız zaten kazanacak Biz meclis aritmetiğinde sayıyı nasıl Daha yukarıda tutarız bunun gayreti içerisindeyiz “dedi Sayın cumhurbaşkanı mit müsteşarını atayacak genel kurmay başkanını atayacak ve bunlarla çalışacak denetimsiz beraberlikten bahsetmiyor muyuz? şeklindeki soru üzerine zengin
SEÇİLEN CUMHURBAŞKANININ MİTLE, GENEL KURMAYLA ÇALIŞMASINDAN DOĞAL BİR ŞEY YOK
Yürütmenin başı sayın Cumhurbaşkanı haftalık görüşmeleri var. Zaten her daim beraber çalışan bir ekipten bahsediyoruz.Yani bir Genel Kurmay Başkanının ülkeyi yöneten kişiden bağımsız çalışması diye bir şey olabilir mi? Sonuçta bu sitem içerisinde artık başbakanlık diye bir birim kalmıyor,bir makam kalmıyor.Sayın Binali Yıldırım artık son başbakanımız.Bu sistemde yürütmede teklik var Sayın Cumhurbaşkanı,seçilen Cumhurbaşkanı ve hal böyle olunca da çok tabi olarak Mitle,genel kurmayla bire bir ona bağlı olarak çalışmasından daha doğal bir şey olamaz. SORU: Ak Parti tek adamlığa doğru gidiyor, tek adama kimsenin sesi çıkmıyor diyorlar bu konu hakkında ne söylüyeceksiniz? Zengin: Muhalefet, bir adamın sesi çıkıyor ona akıl verecek kimse kalmadı diyor. Buna katılmıyorum. Cumhurbaşkanımızla başkanlığından buyana etrafında uzun yıllardır çalıştım İstanbul teşkilatında uzun yıllar çalıştım. Kadın Kolu başkanlığı yaptım işte Milletvekili olarak Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak Cumhurbaşkanımızın hayatı da yaklaşımlarında bilen birisi olarak son derece dediğinizi dinlemeye açık, müzakereye açık bu olduğu için zaten istişare olduğu için hayat buluyor. fakat muhalefetin enteresan bir tarzı var, yani hep hep aynı şeyleri işitiyoruz bakın Biz referandum sürecindeyken söyledikleri ne varsa tersi Çıktı. işte parlamento değerini kaybedecek tek adamlık olacak diğer siyasi partiler söz hakkı olmayacak Biz bunun tam tersini anlatmıştık Aynen bizim dediğimiz gibi oldu ve şu anda muhalefet bizim anlattığımız bu Fikrimizden en çok onlar istifade ediyorlar. şu anda ve bu sure geçtikten sonra da göreceksiniz Türkiye’de parlamentoda her manada daha fazla farklı sesin işitildiği ve işitilmenin ötesinde kaale alındığı. uygulamalarda kaale alındığı bir süreç Türkiye’yi bekliyor olacak. Ben hiçbir zaman tek adamlık görmedim.”dedi. Moderatör Şirin Payzır’ın sorularına cevap verirken ki kendinden emin tavırları ile dikkat çeken Zengin’in programı Tokatlılar tarafından da ilgi ile izlendi.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil