Ana Sayfa Köşe Yazısı 17 Ocak 2018 366 Görüntüleme

İnsanın Doğumuyla Birlikte, Saati Çalışmaya Başlayan ‘Ölüm’ Hakikati!

Allah (CC) buyuruyor ki: “Ey Âdemoğlu seni topraktan yarattım, tekrar toprağa döndüreceğim ve bir kez daha topraktan dirilteceğim.”
Bakınız, Bakara Suresi: 156.Ayet, insanı kamile bu hakikati nasıl müjdeliyor: “İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raci’un”
“Şüphesiz Biz Allah’tan Geldik ve Şüphesiz Dönüşümüz O’nadır.”
Peki, bu ölüm denen ilahi hakikat, başka hangi ayetlerle insanı uyarıyor?
İşte birkaçı:
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya Suresi, 35. Ayet)
“De ki: “Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni bilene döndürüleceksiniz. O size (bütün) yaptıklarınızı haber verecektir.” (CUM’A SURESİ, 8. AYET)
“Ey Muhammed! Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı? Senin ölmenle rahata kavuşacaklarını mı sanıyorlar?” (ENBİYA/34)
“Allah, sizi yarattı, sonra da sizi öldürecektir. İçinizden kimi de biraz bilgiden sonra eşyayı önceki bildiği gibi bilmesin diye, ömrün en kötü çağına kadar yaşatılır. Şüphesiz ki Allah çok bilgili ve büyük kudret sahibidir.” (NAHL/70)
“Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişirse “Bu, Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa, “Bu, senin yüzündendir.” derler. Ey Muhammed! De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar?” (NİSA/78)
Allah (CC) hadisi kutsisinde buyurmuştur ki: “Mümin, ölümünden sonra kendisine ne olacağını bilseydi, dünyada kalmayı temenni etmez, bel ki her an şöyle derdi: “Ey Rabbim, beni öldür, beni öldür!”
İki çeşit ölüm vardır Biri iradi ölüm, diğeri tabii ölümdür. İradi ölüm gazap ve şehveti öldürmektir Tabii ölüm hayvani ruhun bedenden ayrılmasıdır. Şu hâlde hayat dahi iki türlüdür: Biri iradi hayat, diğeri ebedi hayattır.
Peygamberimiz efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ölmeden önce ölünüz” buyurarak; iradi ölümün baki olan tabii hayat olduğunu duyurmuştur.
Yani ölmeden önce, gazap ve şehveti öldürünüz demektedir.
Hazreti Ali (Allah ondan razı olsun) buyurmuştur ki: “Uzun ömür ruhlara azaptır. Ölüm ise rahat ve genişlemedir.” Demiştir.
Ölüm vasıtasıyla insan, gerçek sevgilisine kavuşur. Fani dünyanın vehimlerinden azat olurken, bâki alemde rahmeti rahmana nail olur.
Halktan ayrılır, ebediyen Rabbine iltica eder. Bu dünyada ki kiralık evinden; ebedi alemde ki baki evine taşınır.
İnsan: Bütün unvanlarından, zevklerinden, acılarından, dostlarından, eşinden, çocuklarından, ayaklarından, kollarından, saçından, kanından, kemiklerinden, organlarından ve fani dünyada ki bütün geçmişinden; kendisine ödünç verilen her nesneden sıyrılarak, Rabbi sine rücu eder.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri diyor ki: “Kendi ölümüme sevinirim, dostumun ölümünü de severim. Kaybolan arkadaşımdan her haber ki gelip, bana yetişmiştir. Hepsinden bana hoş gelen, onun ölümü haberidir ki: Kendi canım için arzu eylediğim ölüm hediyesini her dostuma da sanmışım. Zira gerçek vatanımız sürur evi iken, bu gurur evi ikametinden usanmışım.”
Ölüm hakikati insanı kamili, gurur evinden, sürur evine taşır.
Ey Âdemoğlu hayvanlar senin bildiğin ölüm hakkındaki bilgilere sahip olsalardı, açlık ve susuzluktan ölene kadar yemeden içmeden kesilirlerdi.
Akıllı olan insan noksandan kaçıp kemal ile ünsiyet bulur. Ona beka verir sürekli abat eder, Dilşat eder. Zira akıllı bilmiştir ki mallar ve evlat ona fitne ve gamdır; hepsi elem ve meşakkat sebepleridir. Aziz gönlünü böyle alçak fikirlerden uzak ve azat etmiştir. Eğer dünyada beka mümkün olsa idi, dünyaya daha önce gelenlere olurdu.
Ölümün o özelliği vardır ki, ruhu mekân zahmetinden ve zaman cevrinden kurtarıp, karar evinde iyiler menziline ulaştırır.
Bir şahsın kalkmaya kuvveti kalmazsa o kimseye zayıf denir. Eğer oturmaya takati kalmasa, ona hasta denilir. Eğer konuşmaya mecali kalmasa ona ölüm hastalığı derler. Eğer nefes almaya kuvveti kalmadıysa ona ölü derler. Şu hâlde o şahıs bu alemden ölü olup berzah aleminde doğmuştur. İnsanın ölüm hakikati, onun bedenine bağlı olan mücerret hayalin bağlantısının kesilmesinden ibarettir.
Ölümün ardındaki sırrı, ilahi hikmeti ben aciz bir kul olarak bilemiyorum. Müteessirim. İbrahim Hakkı Hazretleri kadar rahat değilim. Duygularım, bedenim yorgun. Ancak Rabbimin sonsuz rahmetine, bağışlayıcılığına sığınarak dualar ediyorum.
Cümle mümin kullarının ölümünü; Gerçek Sevgilimize kavuşma dakikalarımızı güzel eylesin inşallah.
“Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber… Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?”

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

AŞAĞI TÜKÜRSEN SAKAL

AŞAĞI TÜKÜRSEN SAKAL