Ana Sayfa Köşe Yazısı, Manşet, Son Dakika Haberler, Tokat Haberler 13 Ağustos 2018 1187 Görüntüleme

KRİZDEN ÇIKIŞIN FORMÜLÜ: TASARRUF, KANAAT VE ŞÜKÜR

Amerikan menşeli küresel bir ekonomik saldırıyla karşı karşıya olan Türkiye, geçirdiği bu zor günleri de atlatacak tabi ki. Nice güçlükleri aşmış, zorluklara göğüs germiş ve her badireden alnının akıyla çıkmış bir ülkeyi, şimdilerde yine bilindik oyunlarla zorda bırakmayı görev edinenler, yine başarılı olamayacaklar elbette. Bu çetin sınavı geçerken, her bir yurttaşın da yapması gereken ödevleri var. Kaldı ki bu ödevler atlanmayacak, ötelenmeyecek ve asla ihmal edilmeyecek türden.

Misal işin hamasetini bırakacağız. Dolarları kameralar eşliğinde bozdurarak, ya da yakarak değil, bankalara bizzat giderek bozduracağız. Yastık altında neyimiz varsa; altın, döviz, takı-taklavat, her neyimizi saklıyorsak, onları Türk Lirası’na çevireceğiz. “Ülkemize döviz üzerinden açılan bir savaşta, düşman mermilerini evlerde saklamak olmaz” diyerek yapacağız bu işi. Kıyamamazlık etmeden, günübirlik çıkarlarımızı düşünmeden davranacağız. Düşman net davranırken bizim fulü olmamız mümkün mü?

Bitmedi… Bir yandan döviz ve altınımızı bozdurup Türk Lirası’na çevirirken, diğer taraftan tasarruf edeceğiz. 300-500 milyarlık arabalara binmeden de yaşanılabileceğini, akıllı evlere milyonları gömmememiz gerektiğini bilecek, mütevazı ev ve arabalarla yaşamayı öğreneceğiz. 6-7 bin liralık akıllı telefonları derhal bırakacağız, işimizi görebilecek telefonlarla iletişimimizi sağlayacağız. Hafta sonlarını alışveriş merkezlerinde değil, evimizde çayımızı demleyip geçireceğiz.

Bakın bu konuda Star Gazetesi’nden Sibel Eraslan, “İsraftan Kaçınmalıyız” başlıklı yazısında neler diyor:

“Birbirimizle dayanışmayı yeniden canlandırmamız gerekiyor. Akrabalık, komşuluk ve güven ilişkileri yeniden tazelenmeli. 90’ları da hiç kolay geçirmedik, ağır IMF borçlarımız, işsizlik, yoksulluk neredeyse rutinimiz halindeydi… O günlerin krizlerini aşarken toplumsal dayanışmayı hep önemli kalemlerden sayıyordu uzmanlar. Ekonomik refah artarken insani ilişkiler zayıflıyor hatta kopuyor, kardeşin, akrabanın hısımın, komşunun, arkadaşın yerini profesyonel hizmetler alıyor. Psikologlarla, makinalarla, otomatiklerle çerçevelenmiş, egoizmi besleyen yalnızlıklar başlıyor ardından. Şimdi biz yeniden geleneksel ilişkiler dünyamıza dönersek, zor günlerimizi atlatabilmek büyük ihtimalle daha kolay hale gelebilir…

Devlet büyüklerimiz döviz birikimlerimizi TL’ye çevirmemiz gerektiğini söylüyorlar haklı olarak. Millet olarak bu tedbiri elbette alacağız. Ama bu kampanya, herkesten evvel siyasilerimizin öncülüğünde gerçekleşmeli. Toplumun gözü, rol model olan şahısların üstünde… Milletvekilleri, futbolcular, şarkıcılar, dizi film karakterleri, ihtişamlı hayatlarını sürdürmeye devam ettikçe, sade vatandaştan iktisat ve tutumluluk beklentisi boşa çıkar. Bir milletvekilinin süper havalı otomobilini ama alın teriyle kazanıldı diye savunamazsınız. Bir şeyhin gittiği on yıldızlı otel tatilini, haram değil ki kardeşim sözleriyle tevil edemezsiniz… Hasılı samimi ve dürüst olmak zorundayız.”

Sibel Eraslan o yazısında ayrıca, lügatimizden çıkan “kanaat” sözcüğüyle, “huzur” kelimesine de atıfta bulunarak, “Sözlüklerimizin ne yazık ki unuttuğu bir kavram var: ‘Kanaat’… Sözde değil özde kanaat ehli olmak ne demek… Huzur ne demek. Sadece refah arttıkça sağlanacağını zannettiğimiz halde, zenginleştikçe kaçırdığımız bir şey huzur da kanaat de… Rekabete dayalı serbest piyasanın ne siyasetinde ne medyasında ne akademisinde zaten işitmiyoruz bu kelimeleri.” diyor.

Gerçekten de öyle. Geçmişte kalan “kanaat” anlayışı şükürle birleşmeyince, sürekli gözü yükseklerde olan, nefsi doymayan, tüketimle azgınlaşan ve hiç üretmeden yaşamayı kendine amaç edinen bir toplum yapısına büründük. “Her şerde bir hayır vardır” anlayışı inşallah bugün için de geçerli olur.

Belki bu ekonomik kriz bize, unuttuğumuz değerleri hatırlatır, şükreden, kanaat getiren ve üreterek tüketen bir toplum yapısının önünü açan gelişmeleri aralar.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Tokat’ta orman yangını

Tokat’ta orman yangını