Ana Sayfa Manşet, Merkez, Tokat Haberler 21 Haziran 2018 324 Görüntüleme

ÖZLEM ZENGİN: TÜRKİYEYİ DAHA DEMOKRATİK BİR GELECEK BEKLİYOR CUMHURBAŞKANIMIZLA ÇALIŞMAK BENİM HAYATIMDA ÇOK BÜYÜK ARTILARI OLDU

Kendisi de bir basın emekçisi olan ve uzun yıllar yazılı ve görsel basında köşe yazarlığı ve program yapımcılığı yapan Milletvekili adayı Özlem Zengin meslektaşı gazetecilerle bir araya geldi. 1998’den beri televizyon yayıncılığı ve köşe yazarlığı yaptığını belirten Ak Parti Milletvekili adayı Özlem Zengin:” Köşe yazarlığını Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde bıraktım.Ben yazarlığı Cumhurbaşkanımızın ricasıyla bıraktım o dönem de.Sonradan da geri dönme imkanım olmadı.Televizyon ve yazmak benim çok eskiden beri devam eden merakımdı.

AK PARTİ OLARAK MEDYADAKİ FIRSATLARI ÇOK İYİ DEĞERLENDİRDİK

Ben 2003 yılında Ak Partide görev yapmaya başladım.Önce genel merkezde başladım. 2005’de partimizin tanıtım ve medya başkanı oldum.Çok profesyonel bir medya ekibi kurduk.Partimizin İstanbul teşkilatı Türkiye için öncü olmuştur.Ben kendim bu işin içinde olarak, medyanın gücünü bilen birisi olarak partimizin medyadan istifade etmesi konusunda elimden geldiğince gayret gösterdim. Tanıtım ve Medya başkanlığından sonra 2012 yılında İstanbul Kadın Kolları Başkanı oldum. İstanbul Kadın Kolları Başkanı olduktan sonra takip eden arkadaşlar bilir, Medyada ki fırsatları çok iyi değerlendirdik. İstanbul Kadın Kollarının marka değerinin artmasında medyanın çok büyük katkısı oldu.Hal böyle olunca ben hem ulusal medyanın, hem de yerel medyanın gücünü çok iyi bilen bir kardeşiniz, arkadaşınızım, en önemlisi meslektaşınızım. Benim ilk asli işlerimden birisi televizyon yayıncılığı ve gazeteciliktir. Devamında ben uzun yıllardır avukatlık yapıyorum,hukukçuyum. Ve ben bu meslekler birleşerek siyasette yer aldım. Siyaseti de kendimi ifade ettiğim mecralardan birisi olarak görüyorum. Hayatımda televizyonculuk, gazetecilik, hukuk olmasaydı, hayatımda siyasetin olması da çok zordu. Bunların her birisi birbirini tamamlayan işler. Siyaset yaparken de tabi ki partimizin de bir tarzı, üslubu var.Aynı zamanda da bizim de kendimize has üslubumuz var. Hem partimiz bizi etkiliyor, hem de biz partimizi etkiliyoruz. Karşılıklı olarak birbirimizden feyiz alıyoruz. Böyle bakıldığı zaman tabi uzun bir yol, 2002’den beri devam eden bir yol. 25. dönem de İstanbul Milletvekili seçildim.

BEN CUMHURBAŞKANIMIZI İNSAN OLARAK SEVENLERDENİM

Devamında da Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevini yürüttüm. Cumhurbaşkanımızla birlikte çalışmak benim hayatımda çok büyük artıları oldu. Çünkü bir defa ben Cumhurbaşkanımızı insan olarak sevenlerdenim. Karakterini, kişiliğini, insanlarla kurduğu diyalogları sevdim. Siyasetin bu zor ortamında kendini insan olma halini içine katma sürecini hissediyorum. Siyasetin bu ortamında bu yönü en arkada kalan , keşke Cumhurbaşkanımızın bu hallerini kamuoyu görebilse.Cumhurbaşkanımızın siyasette ki en önemli gücü tek tek biriktirdiği insan gücü. Cumhurbaşkanımızın Türkiye’nin, dünyanın her yerinde biriktirdiği insan potansiyeli çok büyük ve bunun yanı sıra uzaktan kurduğu bir ilişki var.”ifadelerini kullandı.

TÜRKİYEYİ DAHA DEMOKRATİK BİR ORTAM BEKLİYOR

Cumhurbaşkanımızla çalışırken diğer bir şansım da yeni anayasanın yapım sürecinde aktif rol almam oldu. diyen Özlem Zengin:” Cumhurbaşkanımızla çalışırken diğer bir şansımda yeni ana yasanın yapım sürecinde aktif rol almam oldu. Devamım da da geçtiğimiz yıl külliyeden bir grup arkadaşımızla bir strateji ekibi oluşturduk. Bu ekiple beraber kampanya süreci yürütüldü. Tabi kampanya süreci bizim açımızdan önemliydi Ben meclisi gören birisi olarak, parlamenter sistemde milletvekillerin sistemin içerisinde ne kadar yok sayıldığını gördüm. Mevcut parlamenter sistemde asıl milletvekillerinin adı yok. İster iktidar milletvekili, ister muhalefet milletvekili olsun. Bir milletvekilinin neredeyse hiç önemi kalmıyor. Benim milletvekili olmayı istememde ki en büyük sebep bu yeni sistemde milletvekillerinin güçlendiğini görüyorum. Muhalefet çok uzun bir süre özellikle geçtiğimiz kampanyada sizde gördünüz tek adam geliyor, milletvekillerinin hiç bir önemi kalmıyor, her şey artık o tek adamın dediğine göre olacak dediler. Bizde dedik ki hayır tam tersi bu sistemde milletvekili olmak daha kıymetli olacak ve Türkiyeyi daha demokratik bir ortam bekleyecek. Şimdi onlar bizim yürütüğümüz kampanyayı teyit ediyorlar. Türkiye tarihinde ilk defa 6 tane Cumhurbaşkanı adayı var, 3 tanesi meclisten geliyor, 3 tanesi 100 bin imzayla geliyor. Parlamento da ittifaklarla beraber baraj meselesi de ortadan kalktı. Şimdi böyle bakıldığında diğer ittifakın içerisinden 1 tanede milletvekili gelse kamuoyu gösteriyor ki işte mecliste şuan kinden çok daha fazla temsil olacak.Tüm bunlara baktığımda Türkiye’nin geleceği açısından heyecan duyuyorum. Çünkü gerçek manada asli foksiyonlarına kavuşmuş,demokratik açıdan kalitesi yükselmiş, gerçek manada denetim yapma imkanına kavuşmuş bir meclis bekliyor. Bilirsiniz bize okullarda öğretilir yasama, yürütme ,yargının kuvvetler ayrılığının sıralaması öğretilir. Bu sıralama parlamenter sistemde tersine dönmüştür. Yasama 1. sırada olması gerekirken, Yürütme 1. erk olmuştur. Şöyle baktığınız zaman bu yasama, yürütme, yargı erkleri arasında bir denge kuruluyor. Bu dengelerin yeniden kuruluyor olması, Türkiye için bir şans. Bir diğer önemli şanssa bakanların milletvekili olmaması. Böyle olduğu zaman biliyorsunuz yeni sistemde bakanlar milletvekili olmayacak, Meclisten eğer milletvekilleri olup bakan olurlarsa da istifa edecekler. Ve artık ilin bakanı diye bir şey kalmayacak. Gittiğim yerlerde en çok duyduğum soru Tokat’tan bakan olacak mı? Tokat’ın yetiştirdiği çok değerli isimler var onlar dışarıdan olabilirler. “şeklinde konuştu.

BENİM BAŞÖRTÜSÜYLE ALAKALI HAYATIM ÇOK SIKINTILI GEÇTİ

Türkiye’nin bu yeni döneminde yeni siyaset algısının oturmasında basının önemini belirten Zengin:” Artık özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi için Türkiye de tek bir siyasi partinin ifade ettiği fikriyat seçilmek için kafi gelmiyor. Çünkü %50+1 dediğimiz zaman birden fazla fikrin bir araya geldiği bir şey var. Cumhurbaşkanımızı Allah’ın izniyle Pazar günü yeniden seçeceğiz, ben inanıyorum. Kim Cumhurbaşkanı olursa olsun, daha fazla kucaklayıcı daha fazla fikri kendi içinde eritmekle mümkün. Diğer adayların kullandığı dilde de bunu fark edebiliyorsunuz. Önceden ayrıştırarak bir şeyleri söyleyen siyasi partiler , şimdi bakıyorsunuz hayır öyle değildi böyleydi noktasındalar. Ben açıkçası toplumda bir ayrıştırma görmüyorum. Türkiye’de tabanda asla bir ayrışma olmadı. Benim başörtüsüyle alakalı hayatım çok sıkıntılı geçti. O kadar önemli süreçlerde bile, zor dönemlerde bile gündelik hayatın içinde bir ayrışma görmedim. Yasağı uygulayanlarda bile demiştir ki bacım çok üzgünüz, biz de sizin gibiyiz. Baro Başkanlarından bile duymuşumdur. Bizi içeriye almayan baro başkanları bile demiştir ki bunu yaptığımız için hakikaten çok üzgünüz, ama ne yapalım sistem böyle. Ama maalesef Türkiye’nin siyasal hayatı bizim insan olmamız üstünde bir pres uyguladı. Ve bu presin neticesinde de insanlar , insanlıklarına rağmen siyasetin bir parçası olmayı tercih ettiler. Bugün insanlık kazandı. Ben böyle bakıyorum. Farklı fikirlere de sahip olsak da bugün insanlık kazandı. Bu insanlığın kazanılmasında da Cumhurbaşkanımızın çok büyük katkısı var.” dedi.

15 TEMMUZ GECESİ BÜTÜN MASUM İNSANLAR, BÜTÜN TÜRKİYE SEVDALILARI HEP DIŞARIDAYDI

15 Temmuz olayını da değerlendiren Özlem Zengin:”15 Temmuz hafta sonuna denk gelmesine rağmen ben o gün toplantı için Ankara daydım. Ve ben o olaylara Çankaya köşkünün içinde yakalandım. 15 Temmuz gecesi çok dehşet bir geceydi. O gece ben bir şeye şahit oldum .Sivil insanların silahla ilişkisi çok. Mesela ben hiç elime silah almamış biriyim. Ve ben o gece silaha hiç temas etmemiş kişilerin , temasta bulunanlardan daha güçlü olduğunu gördüm. Biz kadın, erkek, genç silah ne yapar bunu bilmiyorduk. O gece o Çankaya Köşkünün etrafı, her yer arabasını, çoluğunu çocuğunu alıp gelen insanların oluşturduğu setlerle doldu. Askerimiz, polisimiz muazzam bir güç oluşturdu. Ama güç siviller deydi. Şırnak ta ki bir arkadaşımı aradım o gece dedi ki burada da herkes dışarıdaydı. O gece bu ülkenin masum insanları, Türkiye sevdalıları hep dışarıdaydı. Herkes bu vatan için, bu topraklar için uğraşıyordu. Ben bu topraklarda işte biraz önce ifade ettim, ayrışma yok. Ama bazı siyasi partilerin bu ayrıştırma dilini bilerek kullandığını düşünüyorum. Bu ayrıştırıcı dilin ben dışarıdan ithal edildiğini, ve Türkiye’de çok iyi işlendiğine düşünüyorum. Allah o günleri bir daha bizlere yaşatmasın” diye konuştu.

TÜRKİYE ÖNÜMÜZDE Kİ YILLARDA ÇOK BÜYÜK YATIRIMLARIN YAPILDIĞI BİR ÜLKE OLACAK

Ak Parti Tokat Milletvekili Özlem Zenginden sonra açıklamalar da bulunan Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu:” Çok yoğun bir seçim dönemindeyiz. Bu 24 Haziran seçimleri ülkemiz için hayırla sonuçlanacağına canı yürekten inanıyorum. Bir insana seçimlerden, gelecekten ne bekliyorsunuz diye sorduğumuzda vatandaş diyor ki ülkem, toprağım, bayrağım bir olsun sağlam olsun, terör olmasın, daha güvenli daha huzurlu bir ülkede yaşayalım, geleceğimle ilgili bir kaygım olmasın. 2. olarak da refah seviyem iyi olsun, ekonomim iyi olsun. 3.’sü olarak ta daha özele geliyorum, yaşadığı şehirde huzur istiyor. Ortalama vatandaşların düşüncesi bu yönde. Toprağımızla, vatanımızla, bayrağımızla ilgili son birkaç yılda atılan adımlar, şu an gelinen nokta göğsümüzü kabarıyor. Türkiye önümüzde ki yıllar çok önemli yatırımların yapıldığı bir ülke olacak. Bugün Avrupa küçülüyor. Bugün Asya, Orta doğu büyüyor. Bunu gözlemleyebiliyoruz. Bu gün yatırımcının coğrafi konum olarak güvenle baktığı bir yer Türkiye. 2. olarak da insanların refah seviyeleriyle olan kaygıları. Ama ekonomimi olarak geçmişle kıyaslanmayacak kadar şu an çok iyi durumdayız. Önceden memurumuz ev almak için zorlanırdı, şu an için ise memurumuzun, işçimizin evi var, artık rahatlıkla ev sahibi olabiliyorlar. Aynı zaman da araba sahibi olabiliyorlar. Bugün insanımız kaliteli besleniyor, kaliteli giyiniyor, yani kısacası refah seviyemiz de, ekonomimiz de geçmişe baktığımız da çok çok iyi durumda Elhamdurillah. Bugün baktığımızda 10 bin dolar kişi başına düşen milli gelir var. Yeterli mi? tabi ki de değil. Bu milli gelir daha yükselmeli, daha iyi olmalı. Şu seçim dönemini de hayırlı bir şekilde atlattığımız da iyi olan ekonomimizin daha iyi olacağına, ve insanlarımızın refah seviyelerinin artacağına, ekonomi olarak daha iyi noktaya geleceğine inanıyorum. 3. olarak yerel anlamda baktığımız da bizler de belediye olarak yerel kalkınmayı sağlamaya çalışıyoruz. Tabi ki bunu tek başımıza değil basınımızla, sivil toplum örgütleriyle, esnafımızla, sokakta ki vatandaşımızla yaparız. Tek başına hiç kimse hiç bir şey yapamaz. Sanayi kuruluşu örneği olarak mesala bunu biz belediye olarak tek başımıza yapamazdık, çünkü bürokrasi engeli vardı. Siz bunları güçlü bir hükümet varsa, güçlü bir irade varsa daha rahat yapabiliyorsunuz. Aksi takdir de yerel de kendi yağınız da kavruluyorsunuz ve aldığınız mesafe de belli. 24 Haziranda ne kadar güçlü bir hükümet, ne kadar güçlü bir meclis olursa, ne kadar güçlü bir başkan olursa bundan hemşehrilerimiz istifade edecektir, Türkiye istifade edecektir. Bu konu da sizlere güveniyoruz.

CUMHURBAŞKANIMIZ İLK TURDA SEÇİLECEKTİR

Allah’ın izniyle Cumhurbaşkanımız ilk turda seçildiğinde daha güçlü bir Tokat, daha güçlü daha iyi bir Türkiye olacağını ben gözlemliyorum. Allah’ın izniyle başımız dik yürüyoruz çünkü yapılanlar, verdiğimiz hizmetler ortada. Tabi ki de daha çok yapacağımız şeyler var. Hem biz belediyeler tarafından hem de yerel de hem de Milletvekillerimiz tarafından genel anlamda ülkemiz adına yapacak çok şeylerimiz var. Yeter ki sizler bizlere olan güveninizi yitirmeyin. Siz değerli basın mensuplarına bu konuda çok teşekkür ediyorum .Her zaman, her konu da bizlerin yanında oldunuz. Sizlerle oturuyoruz, konuşuyoruz, şehrin ihtiyacını, vatandaşlarımızın dertlerini dile getiriyorsunuz. Bir kez daha sizlere tekrar teşekkür ediyorum.”ifadelerini kullandı.

HABER:OZAN ODABAŞOĞLU

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.