Ana Sayfa Köşe Yazısı 28 Aralık 2017 244 Görüntüleme

“PEYGAMBERSİZ DİN ÇABALARI; RASLANTI DEĞİL, DÜNYADA Kİ BÜYÜK BİR YAPILANMANIN PROJESİ”

Çok kıymetli okuyucular,Bu röportajın en çarpıcı sorularından birisi: Son zamanların en saçma tartışması olan “Peygamber siz din” söylemleri. Saçma diyorum çünkü Allah’ın (c.c) bile son din İslam’ı ve Onun Kitabı, Kur’an ı Mübini ONU seçip yine ONUN (s.a.s) vasıtasıyla gönderildiğini unutup, tartışma başlatacak kadar, vicdansız ve âlim! geçinen zevatların sözlerine başka ne söylenir.
Atalarımız: “Su baştan kesilir” demişler. İşte bendeniz de bu konuda ehil olan, Kanal 7’de programlar yapmış olan ve şu anda da Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapan, müstesna insan şair-gazeteci Sayın İsmail Kılıçarslan’dan aslını öğrenelim yani: “Suyu baştan keselim” istedim. Kılıçarslan’ın kendisini kısaca tanıtmasından sonra ki tespitleri gerçekten, altları kırmızı kalemle çizilmesi gereken şok tespitler.
-Evet sayın Kılıçarslan, Tokat’ımıza hoş geldiniz. Dili sağlam, özü güzel, sözü güzel insan nasılsınız?
-Hoş bulduk safalar bulduk. Eyvallah, eyvallah. Hamdolsun, uğraşıyoruz.
-Efendim öncelikle okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?
-1976 Ankara doğumluyum. İlahiyat okumak üzere İstanbul’a geldim. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini okudum ama bitirmedim. Aynı okulun iletişim bölümüne kayıt yaptırdım fakat onu da bitirmedim. Dolayısıyla lise mezunuyum. Meslek hayatıma Kanal 7’de başladım. Şimdi Yeni Şafak’ta köşe yazarıyım. TV NET’TE televizyon programı yapıyorum. “Cins” isimli bir derginin de genel yayın yönetmenliğini yapıyorum.
-Peki. Derginizin yayın amacı, ilkeleri ve içeriği nedir?
– Daha çok üniversite öğrencilerine yönelik. Kültür, sanat ve düşünce ağırlıklı bir dergi. Türkiye’nin her yerine dağıtılıyor. Aylık 15 000 (on beş bin) okurumuz var.
Şimdi Sayın Kılıçarslan bendeniz yazılarınızı okuyorum. Çok beğeniyorum. Ancak çok merak ettim iki üniversiteyi de bitirmediniz. O zaman yazılarınızda ki edebi gücü, üslubu çok okuyarak mı kazandınız?
Evet çok çok okuyorum ve hala da çok okumaya gayret ediyorum. Çünkü okumadan hiçbir şey olmuyor.
Peki. Efendim iki önemli ve güncel sorum var. Özellikle son zamanlarda kendisini İslam alimi tanıtan bazı zevatlar, diyorlar ki: İşte Peygambere gerek yok, Kur’an bize yeter. Bendeniz asla asla bu fikre katılmıyorum ve çok üzülüyorum. Sizin bu konular da derin bilgi sahibi olduğunuzdan emin olduğum için fikirlerinizi merak ediyorum.
Bu güzel soru için çok teşekkür ederim. Bu husus sadece bizim Peygamber Efendimiz (s.a.s) e uygulanan bir durum değil. Diğer peygamberlere de böyle saldırıldığını görüyoruz. Çok önemli bir meseleyle karşı karşıyayız. Amaç dinlerin dünya hayatına uygun hale getirilmesi projesi. Aslında Sek üleştirilme projesi. Ben peygamber siz bir İslam dininin, Efendimiz (s.a.s) hesaba katılmadan yaşanılacak bir dinin tam da bu dini dünyevileştirme projesine hizmet ettiğini düşünüyorum. Bunun ucu nedir? Bunun ucu -deizmdir. Bir bakıma Allah (c.c) bir güç olarak vardır o da kul ile Allah (c.c) arasında bir meseledir. Din zaten toplumsal hayatta bir karşılığı olmasa da olur fikrine doğru ilerlemektedir. Ben 2017’de çok sık karşılaştığımız bu saçmalıkların yani İslam dinini Peygambersizleştirme çabalarının tek başına rastlantısal çabalar olduğunu düşünmüyorum. Mutlak surette dünyada ki büyük bir yapılanmanın organizasyonların bir ucu da Türkiye’de hayata geçiriliyor diye düşünüyorum.
-Şimdi Sayın Kılıçarslan sözünüzü kesiyorum ama açıklamalarınıza girişte dediniz ki: “Diğer dinlerde de bunu yapıyorlar.” Elhamdülillah Müslümanız. İlahi dinlere ve bütün peygamberlere inanıyoruz. Ama Kur’an son din geldi; Peygamberimiz (s.a.s) son Peygamber geldi ve diğer dinler hükmünü yitirdi. Hz. İsa: “Ahmet isminde bir peygamber gelecek” diyerek Efendimiz Muhammed Mustafa’yı (s.a.s) müjdeledi. Peygamberimiz de (s.a.s): “Hz. İsa benim kardeşimdir” dedi.
-Şimdi anlattıklarınızdan şu sonuca varabilir miyiz? Bütün hedefleri, İslam dini ve Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.s) dır.
Tabi, tabi. Asıl hedef O (s.a.s)
Kapitalizmin oluşturduğu insan ilişkilerini nasıl ele geçirirsiniz? İnsandan inançlarını alarak. Yani modern hayat bizden, inançlarımızı bizden alırken yerine başka bir şey öneriyor. Mesela bugün tüketim çılgınlığı dediğimiz şey, inanç boşluğuyla ilgili bir şey. Yani tüketerek, yeni bir şeye sahip olarak mutlu olma meselesi. Dünyada kapitalizmin karşısında duracak yegâne güç dindar insan topluluğudur. Çünkü yardımlaşır, kanaat eder ki en önemlilerinden birisi ve Cenneti bu dünyada aramayacağı için; hesabını bu dünyada görmeye kalkmaz. Bu dünyanın cennet olduğunu düşünen kapitalizm; İslam dinini nasıl zayıflatabilirim planını yaparken hedef olarak Peygamberimizi (s.a.s) seçiyor. Görünen o ki ciddi bir kampanya yürütüyorlar. Özellikle medyada, “Peygamber siz din” fikrine sahip insanlara ayrılan yeri görünce, doğrusu tüylerim diken diken oluyor.
-Teşekkür ediyorum Sayın Kılıçarslan, müthiş tespitleriniz var. O zaman şöyle özetleyebilir miyiz?
Kapitalist düşünceye hizmet edenler, peygamber siz bir din için uğraşıyorlar.
-Tam böyle özetleyebiliriz. İnsanı kendi asli mecrasından, kendi fıtratından uzaklaştırınca kapitalizm onu elde eder. Peygamber siz din saçmalığı, insanları fıtratından uzaklaştırma hareketidir. Dolayısıyla, burada dünya sistemine hizmet eden bir tehlike görüyorum.
-Peki bu noktada hepimize düşen görevler neler efendim?
-Şimdi meselenin iki tarafı var Metin abi. Kur’an bize yeter deyip, Peygamber siz hale getirmeye çalışan taraf; diğer taraf ise okunmuş mendil, dua, bilmem ne satarak dini istismar eden taraf. Müslümana yakışan, mümine yakışan hem Efendimizin inkâr edilmesine hem de sömürülmesine izin vermemektir. Zaten Alla Teala, (c.c) Türkleri hem Müslümanlıkla hem de İslam’ın sancaktarlığıyla, bayraktarlığıyla şereflendirmiştir. Biz bu sancağı ancak ancak Efendimiz (s.a.s) duyduğumuz derin sevgi ve hürmetle ileri taşıyabiliriz. Bizim, siz “Türk-İslam Kültürü” dediniz, ben de öyle diyeceğim; eğer “Türk-İslam Kültürünün” içini boşaltmak istiyorsanız, bizim elimizden Peygamberimizi (s.a.s) almanız gerekir. Dinimizi almanız gerekir. O zaman geriye kuru, işe yaramaz bir kabuk olarak kalırız. Dolayısıyla üzerimize düşen; canımız, kanımız pahasına da olsa Allah’ın bayrağını yükseltmektir. İlahi- Kelimetullah’tır. İlahi- Kelimetullah’ın karşısına dikilen ne ise onunla mücadele etmek gerekir.
-Efendim yüreğinize, dilinize sağlık. Çok ama çok önemli güncel bir konuda, bir çoğumuzun tespit edemediği; madalyonun iki yüzünde ki gerçekleri ortaya koydunuz.
-Kıymetli okuyucular, ikinci ve son sorumuz olan Siyonizm ve Yahudilik ile ilgili bilmediğiniz gerçekleri yarın ki sayımızda şaşırarak okuyacaksınız inşallah. Metin Falay. Röportaj-Habermetinfalay

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.