Ana Sayfa Köşe Yazısı 18 Haziran 2018 438 Görüntüleme

TÜRKİYENİN BAŞKANI NASIL OLMALIDIR?

24 Haziranda önemli bir seçime milletçe yürüyeceğiz. Önemli diyorum çünkü önce Türkiye halkının sonra çevremizdeki coğrafyanın, sonra tüm dünyanın gerçekten etkisi altında kalacağı bir seçimin yapılacağını aklı olan herkes biliyor. Sevgili okurlar. Elbette şöyle düşünebilirsiniz. Hadi canım sende tüm dünya niye etkilensin, ne alaka. Ancak çizeceğim manzarayı okuduktan ve muhayyilenizde canlandırdıktan sonra ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Türklerin tarih sahnesindeki beşbin yılı aşkın oynadıkları rol gereği sürekli hareket halinde olmaları tüm tarihçilerin ortak görüşüdür. Tanrı dağlarından da ötede bulunan Ergenekondan çıkıp dünya tarihini ve coğrafi toprak sınırlarını sürekli değiştirdiğimiz günlerden bu günlere gelinceye kadar, uzak yakın bölgesinde kim varsa hepsinin devlet, millet, halk, yaşayış, kültür hasılı her türlü seyrini değiştirmeye muktedir bir millet olmuşuz. Kurduğumuz devletlerle, bulunduğumuz coğrafyalarda söz sahibi olmanın yanında, başkaları kurulan devletlerin ordularında görevli bulunan Türk birlikleri de savaşçılıkları ve cevvallikleri ile tarihin seyrini hep değiştirmişlerdir. Memlukler, Kölemenler, Altınordu bunların aklımıza gelen en önemli örnekleridir. Dünyanın en uzun duvarı bizim korkumuzdan Çin’in sınırlarına çekilmiş ve binlerce insanın hayatına mal olmasına rağmen yine de Türk akınlarını durduramamıştır. Kısa ve çok ana hatları ile bir geçmiş özeti idi. Lütfen Türkçülük ve eski ifade ile kafatasçılık yaptığımı zannetmeyin. Çünkü bulunduğumuz coğrafyada üstlenmemiz gereken misyon dün ne ise bu günde aynı. Hiç değişmedi. İşte bu yüzden bu başkanlık seçimi hem bölge halkları için, hem Türk milleti için hem de Türk Dünyasındaki soydaşlarımızdan, afrikanın en ücre köşesindeki mazlum milletler için çok büyük önem arzetmektedir. Yaklaşık 40 yıldır ülkemize, başta İngiltere olmak üzere, ABD, Fransa, Almanya, Belçika, Yunanistan gibi özerk yada feyk devletler tarafından bela edilen PKK’nın kökü kazınmak üzere. Şerefli ve kahraman ordumuzun Kandil’e yaptığı operasyon ile sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi inlerine giriliyor. Hal böyle olunca ülkemizin üzerinde oyun oynayanlar artık rahatlıkla at koşturamayacaklarını ve karşılarında çok farklı bir Türkiye’nin duracağını biliyorlar. Bu yüzden de bu seçimler üzerinden halkımızın talihini, geleceğini, bölgedeki konumunu, duruşunu etkilemeye, yönlendirmeye hatta dizayn etmeye çalışıyorlar. Topraklarımız üzerinde cirit atan yabancı casuslar, politik baskılar, ekonomik ayak oyunları, dahası dünya ekonomisinde söz sahibi olan çeşitli ekonomik derecelendirme kuruluşlarının düzmece raporları ile ülkemizin itibarı sarsılmaya çalışılmakta, dünya kamuoyu önünde bulunduğu coğrafyadan ve jeopolitik, jeostratejik konumu itibariyle üstlendiği büyük misyondan dolayı ülkemiz karıştırılmaya çalışılmaktardır. Sürekli olumsuz raporlarla halkın kuvveyi maneviyesi sarsılmaya çalışılmakta, komplekse sürüklenmesi amaçlanmaktadır. İşte buradan hareketle bu seçimde, ülkenin başına geçecek olan idarecinin basiretli, dirayetli, akıllı, siyasi birikimi ve bilgisi tüm batıya ve özellikle bölge siyasi yapılanmasına karşı yeterli seviyede olmak mecburiyetindedir. Kendisinin bilgisi, birikimi ve cesareti kadar birlikte çalışacağı insanlarında bulundukları makamları dolduracak kadar siyasi birikimli, siyaset biliminin içinden gelmiş, dünya konjonktüründe hızlı düşünen, anlık kararları verirken ülke, millet ve milli bütünlüğü çok iyi düşünerek adım atabilecek kadar akıllı, dirayetli ve zeki olması gerekmektedir. Anlık kararlar, günlük pansuman tedbirler ve birileri tarafından yönlendirilen projeler, düşünceler ile Türkiyenin yönetilemeyeceğini hepimiz gayet net biliyoruz. Çünkü ülkemiz üzerinde emelleri olan devletlerin siyasi kadroları özel olarak eğitilmekte, siyaset bilimi ile politika bilimini birleştiren müthiş hızlı, zeki ve anlık düşünme kabiliyetine haiz, her an karşılaşabileceği ve ülkenin, milletin, ümmetin, bölge halklarının ve Türkiyeye umut bağlamış uzak halkların kaderini etkileyebilecek eylemlere karşı tedbirler geliştirebilecek ve bunu sahada uygulayabilecek zekaya sahip olmak mecburiyetindedir. Çünkü Türkiye artık üzerinden geçen 100 yıllık silindirin bıraktığı izleri tamamen silkinip atmış, yeni bir vizyon ve misyonla uzak yakın bölgedeki tüm devletlere yaptığı yatırımlarla, demokratik çalışmaları ile, devlet yönetimi ile, cesur atılımları ile rol model olmuştur. Filistinde, İsraile karşı taş atan gencin elinde Türk bayrağı varsa, bu durum bu ülkeyi yönetecek olan insanlara çok büyük sorumluluk yüklemektedir. Afrikanın en ücra köşesinde bir balık satıcısı hasbel kader müşterisinin Türkiyeden gelen bir tüccar olduğunu öğrenince gözleri dolarak “Sizleri bekliyoruz, nerede kaldınız” diyorsa bu ülkeyi yönetecek kişi ve kişilerin omuzlarına büyük bir vebal yüklemektedir. Münbiç’de beş yıl önce teröristler tarafından öldürülen kocasının acısını, aynı teröristlerin baskısı yüzünden tam olarak. yaşayamamış, yasını tutamamış kadının, Fırat kalkanı ile bölgedeki tüm terör unsurlarını temizleyen ve bulunduğu köye gelen Türk askerini gördüğünde gözyaşları içinde feryad ederek “Beş yıl önce neredeydiniz? O vakit gelseydiniz kocam ölmeyecek, çocuklarım öksüz kalmayacaktı” diye başındaki örtüyü askerlerimizin önüne atıyorsa, bu durum bu ülkeyi yönetecek kişinin İslam coğrafyasında yaşayan tüm mazlum Müslümanların sesi olmak gibi bir misyonu yüklemektedir. Bu misalleri yüzlerce hatta binlerce çoğaltabiliriz. Japonyadan, Kanada’ya kadar Türkiyedeki seçimden etkilenen, sosyal, ekonomik, psikolojik sonuçları olan bir süreci çok iyi idare edebilecek kafa yapısına, siyasi bilgi birikimine, siyaset bilimini kullanabilecek kadar önemli kıvrak bir zekaya ve herkesi kucaklayabilecek kadar büyük bir yüreğe sahip olması gerekmektedir. Son olarak bu ülkeyi yönetmeye talip olan kişinin, İngiliz Lordlar kamarasında yapılan bir konuşmada “Türkiye idaresi Türklere bırakılacak kadar basit bir ülke değildir” diyen ve son üçyüz yıldır üzerimizde her türlü oyunu oynayan başta İngiliz entelijansı olmak üzere tüm dünya istihbarat örgütlerine karşı dimdik durabilecek “Dünya beşten büyüktür” diyebilecek yüreğe sahip bir idareci olmak zorundadır. Sizce şu an miting meydanlarında boy gösterenlerden kaç tanesi bu özellikleri taşıyabilecek özelliklere sahip… Yorum sizin efendim. Saygılarımızla.

YUSUF DURU

yusufduru42@gmail.com

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.